Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı-davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Tokat ili Zile ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 600 parsel sayılı 37.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek, malik hanesi açık olarak tespit edilmiş, bilahare yargılama sırasında Hazine lehine verilen kısmın kesinleşmesi ve uygulama kadastrosu yapılması sonucunda; 111 ada 42 parsel sayılı 15.345,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Hazine adına tescil edilmiş, 111 ada 20 parsel sayılı 21.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malik hanesi açık olarak bırakılmıştır.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) ve 5618 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Hakkındaki 4753 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler ve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5618 sayılı Kanun) uyarınca oluşan tapu kayıtlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı asıl davada davalı Hazine vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 4753 sayılı Kanun ve 5618 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Hakkındaki 4753 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler ve Geçici Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5618 sayılı Kanun) uyarınca oluşan tapu kayıtlarına dayanarak tapu kaydının kapsamındaki taşınmaza davalıların müdahalesinin men'ine ve 5 yıllık ecrimisil tutarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında davaların birleştirilmesine karar verildikten sonra, davaya konu olan parseller hakkında tapulama tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır.
Asıl davada davalı - müdahil ... Tapulama Mahkemesine sunduğu müdahale dilekçesinde; vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Tokat ili Zile ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 600 parsel sayılı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davacı birleşen davada davalı ... mirasçıları ... ve müşterekleri Tapulama Mahkemesine sunduğu dilekçede; Tokat ili Zile ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 600 parsel sayılı taşınmazın murisleri ...'e tescili istenmişse de, ...'e ait olduğunun anlaşıldığını belirterek mezkur kişi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle ; "komşu taşınmazların tutanak örnekleri ile varsa dayanak belgeleri ile çekişmeli taşınmazlara ait tespitten geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilerek dosyanın keşfe hazırlanması, ardından mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile teknik fen bilirkişisi hazır olduğu halde keşif icra edilmesi, keşif sırasında mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların kim tarafından, hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, yargılama boyunca dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmeye çalışılması, taşınmazların görüntüsü ve mera ile ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözleminin keşif tutanağına aynen yansıtılması, teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir harita düzenlettirilmesi, 3 kişilik uzman ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının da yer aldığı, taşınmazları komşu parsellerle birlikte ele alan, mera ile ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını ve taşınmazların öncesini ve mevcut niteliğini açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri uzmanına tevdi edilerek taşınmazların geçmişteki niteliği, sınırları ve mera ile ayırıcı unsurlar bulunup bulunmadığı hususlarında dosya üzerinden rapor alınması, davacı ... ile katılan ... adına aynı çalışma alanında belgesizden zilyetlik yolu ile edinilen taşınmaz miktarı yönünden araştırma yapılması, 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde yer alan sınırlamaların da dikkate alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine " değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "taşınmazın öncesinde ... tarafından tarla olarak kullanıldığı ve ölmeden 20-25 yıl kadar önce yeğeni ... Mehmet'e satış yoluyla devrettiği, bu haliyle 111 ada 20 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle kazanım koşullarının ... mirasçıları adına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne" karar verilmiş; hüküm, davacı - davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı - davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.