Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının gözaltı ve tutuklulukla ilgili haksızlıklar, hukuksuzluklar yapıldığını, tutukluluğun uzun sürdüğünü, dokuzuncu ayında iddianame hazırlandığını, ididaname kabul edildikten yaklaşık 7 ay gibi bir süre sonra ilk duruşma günü verildiğini, daha yakın bir tarihe duruşma gününün verilmesi taleplerine hiçbir yanıt verilmediğini, Temmuz 2018'de ancak savunma hakkı verildiğini, iddianamesinin makul süreler içerisinde hazırlanmadığını, Ohal sırasında ve Ohal sonrasında sürekli olarak duruşmalı veya segbis üzerinden tutukluluk incelemesine katılma taleplerinin hepsinin yok sayılarak olumlu olumsuz cevap verilmediğini, Sulh Ceza Hâkimliklerince 3 tutukluluk incelemesinin dosya üzerinden yapıldığını, 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde Ocak 2018'den 05.10.2018'e kadar 1 celse haricinde hiç tutukluluk incelemesi yapılmadığını, 05.10.2018'de ise Segbis aracılığıyla bir defaya mahsus tahliye talebi alındığını, kararların kendisine tebliğ edilmediğini, tutukluluk incelemelerinin duruşmalı yapılması gerektiğini, mal varlığına konulan tedbirlerle ilgili hukuki aykırılıklar bulunduğunu, gözaltı sürecinde hukuksuzluklar yaşandığını, savcılığın itirazla riçin 24 saat geçmesini ve bir sonraki çalışma gününü beklemediğini, savcılık itirazlarında ve tutuklama taleplerinde ek delil göstermeden keyfi tutuklama talep edildiğini, savcılığın üç farklı sulh ceza hakimliğine dört farklı duruşmayı toplamda 24 saat içerisinde yaptırmaya zorladığını, nöbetçi olmamalarına rağmen 4 ve 5. Sulh ceza hakimliklerine mesai saatleri dışında adliyeye getirerek duruşmaya zorladığını belirterek 600.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine ilişkin talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davanın kabul edilmesi gerektiğine, dava dilekçesindeki taleplerinin karşılanmadığına, ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, CMK 141. maddesinde koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarının düzenlendiği ve maddede tek tek tazminata konu olabilecek hususların sayıldığı, CMK 141/3 maddesinde "birinci fıkrada yazılan haller dışında suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet Savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle" dendiği, CMK 141/k maddesinde yakalama veya tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkanlarından yararlandırılmayanlardan bahsedildiği, 141-d maddesinde kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmaya nve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyenlerden bahsedildiği, somut olayda Ohal şartları işlerin yoğunluğu davacının üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda gözaltı süresinin uzatılmasının usul ve yasaya uygun olduğu, soruşturma süresinin makul kabul edilebilecek sürede olduğu, ilgili mahkemenin duruşma gününü uzun bir güne vermesinin de dava dosya sayısı, olayın mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda makul bir süre olarak kabul edilebileceği, dosya incelendiğinde tutukluluk incelemelerinin usulüne uygun yapıldığı, tutukluluk incelemelerinin uygulamada duruşmalı olarak yapılmadığı, davacının dosyasında da aynı şeklide evrak üzerinden yapıldığı, dosyada belirtilen hususlarla ilgili kişisel kusur haksız fiil ve diğer sorumluluk hallerine dair somut bir veri elde edilemediği, tazminat davası açma koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.