Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... Köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 174 ve 175 parsel sayılı 14.898,84 ve 14.969,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın mera vasfında olduğu iddiasına dayanarak tapu kaydının iptali ile mera olarak sınırlandırılması istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne; 103 ada 174 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişilerinin 25.06.2012 tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 8.986,95 metrekarelik kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 16/b maddesi uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, (B) harfi ile gösterilen 5.911,89 metrekarelik kısma ilişkin davanın reddine, 103 ada 175 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişilerinin 25.06.2012 tarihli rapor ve krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 6.791,24 metrekarelik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile, 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 16/b maddesi uyarınca mera niteliği ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, (B) harfi ile gösterilen 8.178,12 metrekarelik kısma ilişkin davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu 103 ada 174 parsel nolu taşınmazın, fen bilirkişilerinin raporlarında (B) harfi ile gösterilen 5.911,89 metrekarelik kısmının özel mülkiyete konu tarımsal üretim alanı olduğu, (A) harfi ile belirtilen 8.986,95 metrekarelik kısmının gerek konum, gerekse bitki örtüsü itibariyle özel mülkiyete konu olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çayır-mera nevinde olan arazilerden olduğu, 103 ada 175 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişilerinin raporlarında (B) harfi ile gösterilen 8.178,12 metrekarelik kısmının özel mülkiyete konu tarımsal üretim alanı olduğu, (A) harfi ile belirtilen 6.791,24 metrekarelik kısmının gerek konum, gerekse bitki örtüsü itibariyle özel mülkiyete konu olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan çayır-mera nevinde olan arazilerden olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak bir taşınmazın geçmişteki ve şimdiki niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresini ve şeklini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından hiç yararlanılmamış; dava mera iddiasıyla açıldığı halde davada yararı olmayan komşu köylerden yerel bilirkişi seçilmesi gerektiği düşünülmemiş; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan bilimsel verilere dayalı gerekçeli rapor almak yerine, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bulunmayan iki ziraat mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiş; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve varsa dayanakları getirtilerek denetlenmemiş olduğundan yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmaza komşu tüm taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları, hükmen ya da ihdasen oluşan tapu kayıtları ile bulunmakta ise oluşumlarına ilişkin ilam, belge ve haritalar getirtilmeli, kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik çift hava fotoğrafları, memleket haritaları, en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ilgili kurumlardan temin edilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 3 kişiden oluşan ziraatçı bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların önceki niteliğinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle kadim mera vasfında olup olmadıkları, mera parseli ile davanın reddine karar verilen çekişmeli taşınmaz bölümleri arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerindeki zilyetliğin ne zaman başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise nasıl ve ne şekilde imar-ihya edildiği ve imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde çelişkiler yöntemine uygun şekilde giderilmeye çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden meradan nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir unsur bulunup bulunmadığını ve çekişmeli taşınmaz bölümlerinin tarımsal niteliğini belirten, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenmiş, önceki ziraatçı bilirkişi raporlarını irdeleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliğini, sınırlarını, kullanım şeklini ve mera ile arasında ayırt edici unsurlar bulunup bulunmadığını açıklayan ayrıntılı rapor alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
16. Hukuk Dairesi - E. 2016/18120 - K. 2020/993
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 16. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/18120 |
| Karar No | 2020/993 |
| Karar Tarihi | 09.03.2020 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"