Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazı müvekkilinin haricen satın aldığını, malikinin ölümünün üzerinden 20 yıldan fazla süre geçtiğini belirterek tapunun iptalini ve müvekkili adına tescilini, mahkemece bu talebi kabul edilmezse harici sözleşme nedeniyle ödediği 5.000 TL’nin denkleştirici adalet kuralı gereğince dava tarihindeki ulaştığı değerin davalılardan tahsiliyle davacıya ödenmesini talep etmiştir.

Dava dilekçesi davalılara usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesine rağmen, cevap dilekçesi sunulmamıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, tapu iptal tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda davacı dava dilekçesiyle, 2748 numaralı parselin ... adına kayıtlı olduğunu, ölümünden sonra taksim sonucu eşi Nazmiye’ye kaldığını, Nazmiye’nin de kendisine harici satış senediyle sattığını, kendisinin 1972 yılından beri zilyet olduğunu, mirasçılarının tapuda bu yeri devretmeye yanaşmadıklarını, ayrıca dava konusu taşınmazın tapuda ölü olan ... adına kayıtlı olması nedeniyle ölü şahıs adına kayıtlı olan yerin 20 yılı aşkın süre zilyetlikle iktisap edilebileceğini belirterek öncelikle tapu iptal ve tescil, bu talep kabul edilmezse harici satış nedeniyle ödenen 5.000 TL’nin denkleştirici adalet kuralı gereğince dava tarihindeki ulaştığı değerin davalılardan tahsiliyle kendisine ödenmesini talep etmiştir.
İddianın ileri sürülüş biçimine göre dava, terditli olarak öncelikle harici satış nedenine ve TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan ölüm ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil talebine, mahkemece yerinde görülmemesi durumunda harici satış bedeline dayalı alacak talebine ilişkindir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davacının TMK’nin 713/2. maddesine dayanan tapu iptal ve tescil talebine gelince;
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, Kanun'un açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan madde de, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir”, denilmiştir.
Davacının TMK’nin 713/2. maddesine dayanan tapu iptal ve tescil talebinin mahkemece her ne kadar yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamının hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece yapılacak iş, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak davacı tanıklarının ve yerel bilirkişilerin keşif yerinde dinlenmelerinin sağlanması, taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde ve hangi tarihte intikal ettiğinin, davacının zilyetliğinin başlangıcı ve sürdürülüş şeklinin tanıklardan ayrıntılı olarak sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde, HMK'nin 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, keşfe katılacak teknik bilirkişiden taşınmazlardaki fiili kullanımı gösterecek şekilde ayrıntılı ve denetime elverişli rapor temin edilmesi ve tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, TMK'nin 713/1 ve 2. fıkralarında ifade edilen şartların (somut olayda) oluşup oluşmadığı yeterince araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.