SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkumiyet, beraat
A) Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan/sanık ... müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılmış bir dava bulunmadığı, bu suçtan sanık hakkında sehven hüküm kurulduğu ve gerekçeli kararda da hükmün sehven kurulduğunun belirtildiği, bu nedenle sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat kararı yok hükmünde olduğundan atılı suça yönelik katılan/sanık ... müdafisinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nin 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
B) Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... müdafisinin, resmi belgede sahtecilik suçundan katılan/sanık ... hakkında verilen mahkumiyet hükmü ile sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik katılan/sanık ... müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
1) Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik incelemede;
Sanık ...’ın katılan/sanık ...’e kendisini avukat olarak tanıtarak icradan ucuz araç alabileceğini söyleyerek para aldığı ve araç temin etmediği gibi parayı da iade etmediği iddia ve kabul olunan olayda, avukatlık mesleğinin kamu görevi olmadığı dolayısıyla atılı suçun basit dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı anlaşılmakla; tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri iç in gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin zorunluluğu,
2) Resmi belgede sahtecilik suçundan, katılan/sanık ... hakkında verilen mahkumiyet ve sanıklar ... ile ... hakkında verilen beraat hükümlerine yönelik incelemede;
Sanık ...’ın kendisini avukat olarak tanıtarak icradan ucuz araç alabileceğini söylediği, katılan/sanık ... İlter’in de buna güvenerek sanık ...’ın banka hesabına 11.09.2009,16.09.2009 ve 18.11.2009 tarihlerinde toplam 70.000 TL para gönderdiği ve araçların alınması için vekaletname çıkardığı, ancak araçlar teslim edilmediği gibi paranın da iade edilmediği, katılan/sanık ... İlter’in de alacağına karşılık sanık ... tarafından verilmiş gibi suça konu bonoyu sahte olarak düzenleyerek sanık aleyhine icra takibine koyduğu iddiasıyla açılan kamu davasında; taraflar arasında Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesinde görülen icra takibine itiraz davasında; 10.01.2011 tarihinde alınan bilirkişi raporunda; söz konusu bononun ön yüzünde bulunan borçlu ve kefil imzalarının aynı el ürünü olduğu ve her ikisinin de sanık ...’ın eli ürünü olduğunun belirtildiği, rapora yapılan itiraz neticesinde 19.02.2013 tarihinde alınan bilirkişi raporunda ise; bononun ön yüzündeki borçlu ve kefil imzalarının sanıklar ... ve ...’ın eli ürünü olmadığının belirtildiği, Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/473 esas ve 2013/372 karar sayılı ilamında 10.01.2011 tarihli raporun hukuken hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğu 19.02.2013 tarihli raporun ise hukuken hüküm kurmaya elverişli, denetime açık ve yeterli olduğu belirtilerek söz konusu raporun hükme esas alındığı ve yapılan takibin durdurulmasına karar verildiği, kararın temyiz edildiği ancak akıbetinin belli olmadığının anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından;
a) Suça konu bonodaki yazı, rakam ve imzaların katılan/sanık ... ve sanıklar ... ve ...’ın eli ürünü olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden yeniden rapor alınması,
b) Bakırköy 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2010/473 esas ve 2013/372 karar sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması, delil olabilecek bilgi ve belgelerin onaylı örneklerinin dosya arasına konulması,
Sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile mahkumiyet ve beraat hükümleri kurulması,
3-Kabule göre de;
a) Suça konu adli emanetin 2011/4543 sırasında kayıtlı bono akıbeti hakkında karar verilmemiş olması yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafisi ve katılan/sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 26.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.