Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması talebiyle açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Çiftlik Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2016 tarihli ve 2016/100 Esas, 2016/233 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın kayda göre yedi yaşında bulunan katılan mağdurenin kolundan tutup öptüğünün kabulü ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-2. cümle, 32/2,62 ve 53. maddesi uyarınca 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınıp sanık hakkında soruşturma aşamasında Niğde Devlet Hastanesi bünyesinde bir adli tıp uzmanınca düzenlenen 11.03.2016 tarihli raporda sanığın "...cinsel taciz, hakaret, tehdit suçları bakımından suç tarihi itibari ile 5237 sayılı TCK'nun 32/2 kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğu" bildirilmekle birlikte anılan raporun Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23 üncü maddelerine göre oluşturulmuş heyet tarafından düzenlenmemesi ve hüküm kurulan suç yönünden görüş içermemesi karşısında hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı anlaşıldığından, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden suç tarihi itibariyle sanıkta 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamına girebilecek herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, şayet varsa bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamayacağı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan veya Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 7 ve 23 üncü maddelerine göre oluşturulmuş üniversite hastane heyetinden rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
İlk Derece Mahkemesi
gerekçeli kararının hüküm kısmının dördüncü bendinde akıl zayıflığı nedeniyle temel ceza üzerinden 1/6 oranında yapılan indirim neticesinde belirlenen hapis cezasının "2 yıl 11 ay" yerine "3 yıl 1 ay" olarak gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle; Çiftlik Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.