İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararına karşı davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf talebinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 3116 sayılı Kanuna göre orman tahdidinin 1942 yılında yapıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı Hakem Kararı ile bu tahdit hattınını iptal edildiği, ... köyünde 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ile 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci madde uygulaması çalışmalarının 1976 yılında yapıldığı, akabinde ... köyünde henüz sınırlaması yapılmamış Devlet ormanlarının kadastrosu ile 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması çalışmalarının 1988 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, Antalya ili Kepez ilçesi ... köyü 1656 parsel olup, yenileme kadastrosu ile ... mahallesi 28151 ada 69 parsel sayılı taşınmazın evveliyatı orman iken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi ile ormandan Hazine adına çıkarıldığı gerekçesi ile açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1995/644 Esas, 1996/563 Karar sayılı kararı ile taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidinde devlet orman sahası içerisinde kaldığını, 1976 yılında 1744 Kanun (2/B) hükümlerine göre yapılan tahditte ise devlet orman sahası dışına çıkarıldığı gerekçesi ile taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini ve taşınmazın Hazine adına tapuya tescil edildiğini, 26.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanuna göre davacının taşınmazın tapusunu iade alma hakkına sahip olduğunu, davacının yasada öngörülen 2 yıllık süre içerisinde 27.05.2012 tarihinde iade talebinde bulunduğunu, ancak davalı hazine tarafından tapusunun iade edilmediğini, 6292 sayılı Kanun'un 2 nci ve 7 nci maddeleri uyarınca taşınmazın Hazine tarafından tapusunun davacıya iade edilmesi gerektiği ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, davalı Hazine tarafından davanın reddi savunulmuştur.
Dava, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) kapsamında bedelsiz iadesi gereken yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; önceden davacı adına kayıtlı bulunan ve tapusu iptal edilip Hazine adına hükmen tescil edilen taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde kaldığı, bu niteliği itibariyle 6292 sayılı Kanun'un 7/(1)-a kapsamında davacıya iadesi gereken taşınmazlardan olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca dava konusu Antalya ili Kepez ilçesi ... mahallesi, 28151 ada 69 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalı Hazine tarafından istinaf edilmesi sonrasında, Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iadesi gereken taşınmazlardan olması nedeniyle davanın tapu iptali ve tescili istemi yönünden kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gibi yargılama giderleri yönünden de 6292 sayılı Kanun'un 9/5 inci maddesi dikkate alınarak karar verilmiş olduğundan davacı vekilinin ve davalı Hazinenin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.
Bilindiği üzere; 6292 sayılı Kanun'un "2/A veya 2/B belirtmelerinin terkini ve iade edilecek taşınmazlar" başlıklı 7 nci maddesinde; "(1) İlgililer tarafından idareye başvurulması ve İdarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde; a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde İdareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir. b) Özel kanunları gereğince Devlet tarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsiz olarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlar ile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancak daha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtları geçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilenler ise, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerine veya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bu kişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeli ödenenlere iade işlemi yapılmaz. c) Bu fıkra kapsamında kalan taşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları ve kayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar bu Kanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkından yararlanamazlar. (2) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesi konulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz. (3) Birinci fıkra kapsamında kalan taşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynı fıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları bu süre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hak ve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adına tescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir. (4) Bu maddeye göre ilgililerine iade edilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman Genel Müdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tescil edilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken, ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerine ayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesi gereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iade edilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz ve dava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiç bedellerine uygun taşınmazlar verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda izah edilen 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde, idareye geniş takdir yetkisinin tanındığı görülmektedir. Zira, idarece iade başvurusu yerinde görülerek taşınmaz iade edilebileceği gibi onun yerine rayiç bedelini ödeyebileceği veya rayiç bedeline uygun başka taşınmaz verebileceği hatta idarenin kanunda belirtilen gerekçelerle taşınmazı iade etmeyebileceği anlaşılmaktadır.
Bu noktada kısaca idari eylem ve idari işlemi tanımlamak gerekirse; idari eylem, kamu idare ve kurumlarının kamu görevine ilişkin, idare hukuku kural ve gereklerine göre yaptığı olumlu veya olumsuz davranış ve fiillerden ibarettir. İdari işlem ise, idari kanunlara dayanılarak yapılan muamelelerdir. İdarenin eylem ve işlemleri, onun kamu hukuku alanındaki kamu gücünü (kamu otoritesini) kullanarak, idare hukuku kural ve gerekleri uyarınca yaptığı faaliyetlerin, hukuki ve maddi hayattaki görünümleridir.
Somut olayda; dava ve temyize konu tapuda Hazine adına kayıtlı çekişmeli taşınmazın bulunduğu ... köyünde 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ile 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci madde uygulaması çalışmalarının 1976 yılında yapıldığı, akabinde ... köyünde henüz sınırlaması yapılmamış Devlet ormanlarının kadastrosu ile 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması çalışmalarının 1988 yılında yapıldığı, dava konusu Antalya ili Kepez ilçesi ... köyü, 1656 parsel (Yenileme Kadastrosu ile ... mahallesi 28151 ada 69 parsel) sayılı taşınmaz Hazine tarafından evveliyatı orman iken 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi ile ormandan Hazine adına çıkarıldığı gerekçesi ile açılan tapu iptali ve tescil davası sonunda, Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/644 Esas, 1996/563 karar sayılı dosyasında dava konusu olan 1956 parselin yolsuz tescil sonucu davalı taraf adına tespit görmesi nedeniyle tapusunun iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, bu şekilde; 21.06.1991 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastro çalışmaları sonucunda çapa bağlanarak davacı adına tescil edilen eski 1656 parsel (yeni 28151 ada 69 parsel) sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiği ve kararın kesinleşerek tapuda infaz edildiği, önceden davacı adına kayıtlı bulunan ve tapusu iptal edilip Hazine adına hükmen tescil edilen taşınmazının 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine lehine orman sınırları dışına çıkartılan yerlerde kaldığı, bu niteliği itibariyle 6292 sayılı Kanun'un 7/(1)-a maddesi kapsamında davacıya iadesi gereken taşınmazlardan olduğu, 2012 yılında davacının çekişmeli taşınmazların 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz iadesi için Hazine'ye süresi içinde başvuru yaptığı, Hazine tarafından davacının başvurusunun Batı Antalya Emlak Müdürlüğü'nün 23.11.2015 tarihli ve 39575 sayılı yazısı ile reddedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, eldeki davanın hukuki dayanağı ve sebebi, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki bedelsiz iade müessesesidir.

Konuya ilişkin olarak yukarıda değinilen kanun hükümleri ve davacının eldeki davadaki talepleri ile bunun dayanağı birlikte irdelendiğinde, dava konusu taşınmazların 6292 sayılı Kanun kapsamında bedelsiz olarak iade şartlarını taşıyıp taşımadığı, idareye başvurulup başvurulmadığı hususlarının saptanması ve sonrasında dayanak tapunun 7/(1)-a ve b bentlerinde belirtilen nitelikleri taşıyıp taşımadığı, tapu kaydı belirtilen nitelikleri taşısa bile, taşınmazların bedelsiz iade edilebilecek nitelikte olup olmadığı, taşınmazların yerine rayiç bedellerinin ödenmesi ya da rayiç bedele uygun taşınmaz verilip verilmeyeceği yönünden ayrıca bir belirleme yapılması şeklindeki faaliyetlerin, birer idari işlem olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacı, tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuş ise de, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, lehine henüz sicile yansıtılmamış olan mülkiyet hakkının doğmuş olması nedeniyle, tapu iptali ile tescil niteliğinde olmayıp zaten mevcut olan ve tapu sicilinde kayıtlı olan dayanak tapu kaydı uyarınca bedelsiz iadeye ilişkin idari işlemlerin icrasına yöneliktir. Dolayısıyla işin esasının da idare hukuku ilkelerine göre incelemeye uygun olduğu görülmektedir.
Açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ile 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince davanın, yargı yolu dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.

S O N U Ç: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre, davacı vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü sair hususların incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.