Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Kısmen kabul
Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece kurulan hükmün; davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 1086 sayılı HMUK'un 427. ve 1412 sayılı CMUK'un 317. maddeleri gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece; davacı vekilinin haksız tutukluluk nedeniyle 80.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 20.616,03 TL maddi ve 34.800,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 05.10.2020 tarihli bozma kararı üzerine Yerel Mahkemece 7.485,78 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin ve davacı vekilinin temyiz isteklerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davalı vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ile karar verildiğine, tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, reddedilen miktar üzerinden karşı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine, davacı vekilinin temyiz sebepleri; usul ve yasaya aykırı karar verildiğine, hükmedilen tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.
III. DAVANIN KONUSU
Yerel Mahkemece Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda, tazminat talebinin dayanağı olan Patnos Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/1885 Soruşturma sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının nitelikli cinsel saldırı suçundan 22.04.2015 – 10.12.2015 tarihleri arasında 232 gün tutuklu kaldığı, yapılan soruşturma sonunda 30.12.2015 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın 14.01.2016 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararın davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin ve davacı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.