SUÇLAR: Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma

HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, karar başlığında katılanlar ... ve ...'a yönelik suçların tarihinin "20/11/2014", katılan ... Yıldız'a yönelik suç tarihinin ise "03/11/2014 ve 20/11/2014" yerine "22/10/2014-01/11/2014" şeklinde hatalı yazımının mahallinde düzeltilebileceği belirlenerek dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;

1- Sanığın, gece vakti katılanlar ve şikayetçinin birlikte yaşadıkları eve giderek onları rahatsız ettiğinin ve katılan ...'ı tehdit ettiğinin kabul edilmesi, yine katılan ... ile şikayetçi Azime Yıldız'a farklı günlerde birden fazla tehdit içeren mesaj gönderdiğinin tespit edilmesi karşısında, sanık hakkında hükmedilen cezalarda, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu açısından TCK'nın 43/2. maddesi delaletiyle aynı Kanun maddesinin 1. fıkrası, tehdit suçu açısından ise anılan Kanun'un 43/1. maddesine göre artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 02/12/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanığa isnat edilen şikayetçi Azime Yıldıız'a yönelik TCK'nın 106/1. maddesinin ilk cümlesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu, yine katılan ...'a yönelik gerçekleştirilen TCK’nın 106/1. maddesinin ikinci cümlesinde düzenlenen suç önceden de uzlaşma kapsamında olup sanık ile katılan soruşturma aşamasında uzlaşmak istemediklerine dair teklif formlarını imzalamış iseler de, sanık hakkında suç tarihinde uzlaşma kapsamında olmayan TCK'nın 106/1. maddesinin ilk cümlesi kapsamında kamu davası açılmış olması nedeniyle, soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca, katılan ve şikayetçiye yönelik tehdit suçu açısından uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,

3- Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile uzlaşmanın sağlanamaması halinde tehdit suçu açısından;
17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 esas, 2021/4 karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

4- TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesi'nin, 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmiş olması nedeniyle, uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmekle, tebliğnameye kısmen uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayıp sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.