Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 105 ada 59 ve 106 ada 8 parsel sayılı sırasıyla 2.410,71 ve 2.911,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Davacı Hazine vekilinin 105 ada 59 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunduğu; kamu yararına tahsis edilen, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya yasalar gereğince devlete intikal eden yerlerle ilgisinin olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşifte beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi olmadığını, köylülerin müsait gördükleri yere söğüt ağacı diktiklerini, yani gerçek kişilerin kullanımında olduğunu beyan etmişler, ancak kayıt maliki olan davalı Köy Tüzel Kişiliğinin taşınmazda nasıl bir zilyetliğinin bulunduğunu açıklamamışlardır. Ziraatçı bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın üzerinde 150 adet 35-40 yaşlarında söğüt ağacının bulunduğu bildirilmiş olup, Dosyada bulunan taşınmaza ait fotoğraflar da bu durumu teyit etttiğinden, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı Köy Tüzel Kişiliğinin ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; mahkemece, davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA,

2- Davacı Hazine vekilinin 106 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve Hazineye intikali gereken yerlerden olmadığı gerekçesiyle yazılı karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Keşif sırasında beyanlarına başvurulan yerel bilirkişiler, taşınmazın köy merası olarak kullanıldığını, taşınmaz üzerindeki havuzun aşağı taraftaki tarlaları sulamak için kullanıldığını, yine üzerindeki arı kovanlarının köyün imamına ait olduğunu beyan etmişler; ziraat bilirkişisi raporunda da çekişmeli taşınmazın üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyetin olmadığı, üzerinde havuz bulunduğu bildirilmiştir. Yerel bilirkişilerin beyanlarına ve ziraatçı bilirkişi raporunun içeriğine göre, uyuşmazlığın çözümü için dava konusu taşınmazın mera olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Kural olarak bir yerin mera olarak kabul edilebilmesi, taşınmazın yetkili ve idari merciler tarafından mera olarak tahsis edilmesine ya da taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde kamu malı niteliğinde mera olarak kullanılagelmiş olmasına bağlıdır. Ne var ki mahkemece, yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, öncelikle, taşınmazın bulunduğu bölgede yetkili ve idari merciler tarafından 4753,5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili mercilerden sorulup saptanmalı, mera tahsis kaydı var ise mera tahsis kaydı ve dayanağı haritalar getirtilip uygulanmalı, dava konusu taşınmazın mera tahsis kaydı kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, mera tahsis kaydı yok ise davada yararı bulunmayan, yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, taşınmazın bulunduğu köye komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yöntemle seçilecek tanıklar ve tespit bilirkişileri ile fen bilirkişi ve ziraat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, geleneksel biçimde mera olarak kullanılan yerlerden olup olmadığı, taşınmaz üzerinde davalı köyün zilyetliğinin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve nasıl başladığı ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; mahkeme hakiminin, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu hususlarındaki gözlemi ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, ayrıca komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazın toprak yapısı mukayese edilmek suretiyle tespit edilen fiziksel olgular da keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, kamu orta malı mera olup olmadığını ya da meradan açılıp açılmadığını, taşınmaz üzerinde davalı Köy Tüzel Kişiliğinin ekonomik amaca uygun bir zilyetliğinin bulunup bulunmadığını, bulunmakta ise hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmaz ile komşu taşınmazlar arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığını açıklayan bilimsel verilere ve somut bulgulara dayalı gerekçeli rapor alınmalı ve rapora taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş, komşu taşınmaz ile aralarındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğraflarının eklenmesi istenilmeli; fen bilirkişisine, keşfi izlemeye ve yerel bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olduğu saptandığı takdirde, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı göz önünde tutulmak suretiyle, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.