Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edenin davalılardan ...'a; 131.955,00 TL banka havalesi yoluyla, 68.000,00 TL elden ödemek suretiyle, Kemal Jozef'in ortağı olduğu diğer davalı ... Gıda Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti. adına alınan taşınmaza haricen ortak olduğunu, ancak davalılarca dava konusu gayrimenkuldeki hissesinin mülkiyeti davacıya devredilmediği gibi, bedelin de iade edilmediğini ileri sürerek, tapunun kısmen iptali ile hissesi oranında davacı adına tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde ödenmiş olan 200.000,00 TL'nin ticari faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, vekil eden ...'ın davacıdan 131.955,00 TL aldığını, fakat sözkonusu bedelin dolaylı olarak davacıya iade edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davalılardan ...'a yönelik bedel talep davasına gelince;
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazların satışı TMK'nin 706, BK'nin 213 (6098 sayılı TBK'nin 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince, resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir mülkiyet hakkı bahşetmez. Davacı, iptal ve tescile ilişkin isteğinin kabul edilmemesi halinde ödediği bedel yönünden tazminat talebinde bulunmuştur. Harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. 10.07.1940 tarihli ve 1939/2 Esas, 1940/77 Karar sayılı Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre “Haricen yapılan (tapu memuru huzurunda yapılmayan) taşınmaz mal satışından dönüldüğünde, satış bedelini geri vermeyen taraf, parası geri verilinceye kadar yararlandığı ürünleri ödemek ve ecrimisil vermekle yükümlü değildir.” Şu halde Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabilir.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı gözardı edilmemelidir.
Somut olayda, davacı taraf davalı ...'a banka havalesi yoluyla 131.955,00 TL gönderdiğini ileri sürdüğü, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davalı vekilinin sözkonusu bedelin davacıya iade edildiği iddiasının ise ispatlanamadığı anlaşıldığına göre, 131.955,00 TL'nin davacı tarafından davalıya ödendiğinin ispatlandığının kabulü gerekir. Buna göre; Mahkemece 131.955,00 TL alacağın faiziyle birlikte, sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde davalı ...'tan tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.