Mahkumiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2013 tarihli ve 2013/3275 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Gaziantep Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Gaziantep 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2013 tarihli ve 2013/141 Esas, 2013/109 Karar sayılı kararı ile suçun işlendiği yer itibariyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Adana Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. Yetkisizlik kararı üzerine, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2013/363 Esas, 2014/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
4. Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2013/363 Esas, 2014/151 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.06.2017 tarihli ve 2017/13052 Esas, 2017/14444 Karar sayılı kararı ile; "Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozma sonrası, Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2017 tarihli ve 2017/841 Esas sayılı kararı ile dava dosyası uzlaştırma işlemleri için Uzlaştırma Bürosuna gönderilmiş, 15.09.2017 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.
6. Adana 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/841 Esas, 2017/1519 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158/1-(L) maddesi kapsamında kalma ve bu suça ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin 5235 sayılı yasanın 12. maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine bırakıldığından görevsizlik kararı verilmiştir.
7. Görevsizlik kararı üzerine, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2018/315 Esas, 2018/323 Karar sayılı kararı ile suçun işlendiği yer itibariyle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
8. Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/430 Esas, 2019/73 Karar sayılı kararı ile suçun işlendiği yer itibariyle karşı yetkisizlik kararı verilerek oluşan olumsuz yetki uyuşmazlığının giderilmesi için ortak yüksek görevli mahkeme olan Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
9. Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.05.2019 tarihli ve 2019/4015 Esas, 2019/5840 karar sayılı kararı ile iddianamede olayın anlatılış biçimine ve Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2018 tarihli ve 2018/315 Esas, 2018/323 Karar sayılı yetkisizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
10. Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/352 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 5 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
11. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.09.2020 tarihli ve 15-2020/6330 sayılı düzelterek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; temyiz hakkını kullanmak istediğine, ilişkindir.
1. Olay tarihinde sanığın katılanı cep telefonundan arayarak kendisini ... olarak tanıttıktan sonra telefonu yanındaki Cumhuriyet savcısına veriyorum dediği, kendisini kamu görevlisi (Cumhuriyet savcısı) olarak tanıtan şahsın katılana kimlik bilgilerinin ... isimli birinin eline geçtiğini, kimlik bilgilerini kullanarak terör örgütüne para aktaracağını, en yakın PTT şubesine giderek ... T.C. Kimlik numaralı ... adına Adana ... PTT şubesine havale etmesini söylediği, katılanın korku ve panik halinde Gaziantep ... PTT şubesinden 12.370,00 TL parayı havale ettiği, daha sonra havale ettiği ismi Kadir olarak düzeltmesini istediği, bu sırada olay yerinde bulunan polislerin katılanın konuşmalarından şüphelenerek dolandırıldığını söylemeleri üzerine havale işlemini iptal ettirdiği bu şekilde sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında suçsuz olduğunu beyan etmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.
4. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 15.09.2017 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
6. Mahkemece, tüm dosya kapsamından sanığın kamu görevlisi olduğunu söylemek suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle Türk Ceza Kanunu'nun 7 nci maddesinin 2 nci fıkrası nazara alınarak sanığın lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak basit dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
7.Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, olay tutanağı içeriği, katılan tarafından paranın havale yapıldığına ilişkin dekontlar, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu, iletişimin tespiti kayıtları ve diğer deliller dosya arasındadır.
1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfın ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.Ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/352 Esas, 2019/518 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırma giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.07.2024 tarihinde karar verildi.