Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, 149 ada 1 parsele ilişkin vekil edeni ve davalılar arasında görülen ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmaz üzerinde bulunan samanlık ve ahıra ilişkin muhdesatın tespiti davası açmak üzere süre verildiğini belirterek, taşınmaz üzerinde bulunan ahır, samanlık ve inşaat temelinin mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.
Davalılar Ertan ve Aliye davayı kabul etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile zeminde yıkılmış binaya ait 110 m2 temel görünümünde yapının, 17 m2 kargir samanlık ve 26 m2 kargir ahırın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmiş olup; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
1. Davalı ...’nin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde değildir.
2. 22.12.1995 tarihli ve 1/3 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; muhdesat, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlar olarak tanımlanmıştır. Mahkemece, zeminde bulunan inşaat temeline ilişkin muhdesatın tespiti talebinin kabulüne karar verilmiştir. Ancak her ne kadar kaçak yapılar muhdesat niteliğinde kabul edilmekteyse de, somut olayda, kaçak binanın yıkıldığı ve zeminde sadece inşaat temelinin kaldığı ve bilirkişi raporunda ahır ve samanlığa ilişkin değer tespiti yapılırken, inşaat temeline yönelik herhangi bir bedel tespiti dahi yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla inşaat temelinin, tespitine karar verilebilecek muhdesat niteliğinde olmadığı kuşkusuzdur.
O halde; inşaat temeline yönelik muhdesatın tespiti isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulüne hükmedilmesi doğru değildir.
Davalı ...’nin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.