Kısıtlı adayı hakkında vesayet hukukuna ilişkin olarak açılan davada Çaldıran Sulh Hukuk ve ... Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Dava, 27.05.1996 doğumlu ...'in velayet altında bulunmaması nedeniyle vasi atanması istemine ilişkindir.
Somut olayda, vasi tayini istenilen çocuk ...'in babası ... ...'in 12.09.2010, annesi...'in ise 06.01.2005 tarihinde vefat ettikleri anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 404. maddesinde "Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren böyle bir hâlin varlığını öğrenen nüfus memurları, idarî makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar." hükmüne yer verilmiştir.
Türk Medeni Kanununun 411. maddesine göre ise “vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairesine aittir. “Aynı Yasanın 19. maddesinde de; “Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir...” hükümlerine yer verilmiştir.
Dosya kapsamındaki, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre verilen yazı cevabından kısıtlı adayının yerleşim yeri olarak “... Köyü Mevkii No: 32 .../...” adresinde ikamet ettiği, ... ilçe merkezi ve bağlı köylerinde emniyet ve jandarma kolluk araştırmasından kısıtlı adayının ... ilçesinde yerleşim yerinin bulunmadığı ve ... Sulh Hukuk Mahkemesi yetkisizlik kararının da belirtilen adrese tebliğ edildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın Çaldıran Sulh Hukuk çözümlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK’nın 21,22 ve 23. maddeleri gereğince Çaldıran Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.