Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2013 tarihli ve 2013/562 Esas sayılı iddianamesi ile, sanık hakkında; dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Aydın Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2013/146 Esas, 2013/784 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca teşdiden 3 yıl hapis ve 9.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
3. Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2013 tarihli ve 2013/146 Esas, 2013/784 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 26.04.2017 tarihli ve 2015/9324 Esas, 2017/10117 Karar sayılı kararı ile; "Sanığa yüklenen dolandırıcılık, tehdit ve hakaret suçları nedeniyle, hükümden sonra ve 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince yeni düzenlemeye göre uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.05.2017 tarihli ve 2017/734 Esas sayılı kararı ile dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, 18.04.2018 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.
5. Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2017/734 Esas, 2019/270 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.000,00 TL ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.12.2019 tarihli ve 15-2019/56678 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında kurulan hükümde hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanığın olay tarihinde katılanın eşi olan ... ile Aydın Açık cezaevinde birlikte kaldıkları ...' a spot işi yaptığını söyleyerek çamaşır makinası alması konusunda yardımcı olacağını beyan ettiği ...'ın eşi olan katılanın telefon numarasını aldığını, katılan ile görüşerek temasa geçtiği katılana çamaşır makinası alınması konusunda yardımcı olacağını beyan ettiği, katılandan 400,00 TL çamaşır makinası parası 50,00 TL de nakliye parası aldığı ancak çamaşır makinasını katılana teslim etmediği gibi aldığı parayı da katılana iade etmediği, sanığın bu şekilde hileli davranışlarla katılanı aldatıp, kendisine çıkar sağlamak suretiyle üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Sanık savunmasında dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini beyan etmiştir.
3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.
4. Bozma sonrası sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı yönünde 18.04.2018 tarihli rapor düzenlendiği görülmüştür.
5. Sanığın savunmasında uzlaştırmayı ve katılanın zararını ödemeyi kabul ettiği, Mahkemece sanığa katılanın zararını gidermesi için süre verildiği, sanığın verilen süre içerisinde katılanın zararını giderdiğine ilişkin makbuzu dosyaya ibraz ettiği görülmüştür.
6. Mahkemece, tüm dosya kapsamı ile sanığın katılanın zararını giderdiği aşama gözetilerek sanık lehine etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
7.Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu, katılanın zararının giderildiğine dair ödeme makbuzu ve diğer deliller dosya arasındadır.
1. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanın tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerler uyumla olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca,lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2019 tarihli ve 2017/734 Esas, 2019/270 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yapılan 48,00 TL yargılama gideri ile bozma kararı sonrası yapılan 114,00 TL uzlaştırma giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.07.2024 tarihinde karar verildi.