Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.11.2009 gününde verilen dilekçe ile Mera Tespit Komisyonu Kararının iptali istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.02.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, Mera Komisyonunun 09.10.2009 tarihli ve 39 sayılı yayla tahsis kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı ..., kendilerine husumet düşmeyeceğini, diğer davalı Hazine ise mera komisyonunca yapılan işlemlerin yasaya uygun bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 372 ada 42 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde davacı ...'in adına taşınmazın hükmen 14.03.2003 tarihinde tescil edildiği ve ...'in bu yeri 07.09.2009 tarihinde dava dışı Sait Sarı isimli şahsa satmış olduğu görülmektedir. Dava 16.11.2009 tarihinde ... tarafından açıldığına göre dava tarihi itibariyle davacı ... dava konusu taşınmazın maliki değildir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Yani, dava tarihi itibariyle tapu maliki olmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkeme dava konusu hakkın esası hakkında inceleme yapıp karar vermemeli, davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar vermelidir. Eldeki davada bu husus gözden kaçırılarak Mera Komisyonunca dava konusu taşınmazın tahsisli yayla olduğuna ilişkin bir kararı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekir ise de hüküm sonuçta davanın reddine ilişkin bulunduğundan karar gerekçesinin yukarıda açıklanan şekilde değiştirilerek düzeltilmesi ve hükmün HUMK'nun 438/son maddesi uyarınca gerekçesi düzeltilmiş bu şekli ile onanması uygun bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesinin DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 29.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.