Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda; ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemesinin yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmünün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar ve davalı Hazine vekilince istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava ve birleştirilen dava, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nce esastan reddine karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Aşağıda açıklanan gerekçelerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/171-2019/127 E/K sayılı kararının incelenmesinde;
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Samandağ İlçesi, Çiğdede Mahallesi 1178 parsel sayılı, 442 m² yüzölçümlü, arsa vasıflı taşınmazın 21.08.1959 tarihinde ifraz sebebiyle dava dışı Samandağ Belediyesi adına tapuya tescil edildiği, 13.02.1992 tarihinde 1/2 payının ... adına alım, 1/2 payının ise 17.05.1979 tarihinde Sami Ölçer adına alım nedeniyle tescil edildiği, Hazine tarafından açılan dava sonucunda Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/244 Esas, 2012/575 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeni ile tapusunun iptaline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 10.06.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 06.07.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere kararın dayandığı gerekçeye göre; TMK'nın 1007. maddesi gereğince davalı Hazinenin tazminattan sorumlu tutulması doğru olduğu gibi, arsa niteliğindeki Samandağ İlçesi, Çiğdede Mahallesi, 1178 parsel sayılı, dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesi yöntem itibariyle yasa hükümlerine uygundur. Ancak,
1-Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınarak değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,doğru olmadığı gibi,
2-Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihine ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m2 değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilip, bilirkişilerce değerlendirmeye esas alınan satış tarihi itibariyle fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parseli mi, yoksa imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parseli mi olduğu ilgili Belediye İmar Müdürlüğü ile Tapu Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, alınacak cevaplara göre bilirkişi kurulu raporu denetlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/171-2019/127 E/K sayılı hükmünün açıklanan nedenlerle HMK'nın 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, davacı ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 17/03/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.