Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 21.08.2014 tarihli ve 2014/4726 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle Malatya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

2. Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/526 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

3. Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.04.2015 tarihli ve 2014/526 Esas, 2015/326 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 18.12.2017 tarihli ve 2017/28856 Esas, 2017/27559 Karar sayılı kararı ile; "Katılanın telefonunu arayan şahsın kendisini ... olarak tanıtıp, Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda mutemetlik yaptığını, cezaevinde bulunan katılanın amcasının oğlunun kaldığı koğuşa televizyon aldığını, televizyon ücretinin ödeme gününün geldiğini ve bunun için söylediği hesaba para göndermesi gerektiğini söyleyerek katılanı aldatıp haksız menfaat sağladığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14.maddesi ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 158/1.maddesine eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu;" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozma sonrası, Malatya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2019 tarihli ve 2018/12 Esas, 2019/185 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin sübutu halinde TCK 158/1-L maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı, bu suçun kovuşturulmasında yetkili mahkemenin Ağır Ceza Mahkemeleri olduğu anlaşıldığından bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.

5. Görevsizlik kararı üzerine, Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.04.2019 tarihli ve 2019/156 Esas sayılı kararı ile dosyanın Uzlaştırma Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, 29.10.2019 tarihli Uzlaştırma Raporuna göre uzlaşma sağlanamadığından dosyanın yeniden Mahkemeye gönderildiği anlaşılmıştır.

6. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/156 Esas, 2019/432 Karar sayılı incelemeye konu kararı ile suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri ile 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak, 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

7. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.08.2020 tarihli ve 15-2019/134116 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanığın temyiz isteği; kararın temyiz edilmesi isteğine, ilişkindir.

1. Olay günü katılanı arayan sanığın Adıyaman E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda mutemetlik yaptığını, adının ... olduğunu, cezaevinde bulunan katılanın amcasının oğlunun koğuşa televizyon aldığını, televizyon ücretinin ödeme gününün geldiğini, bu nedenle belirteceği hesaba para göndermesi gerektiğini söylediği, katılanın bu hileli hareketlere inanarak sanığın vermiş olduğu hesaba 1.205,00 TL para yatırdığı, sanığın bu parayı çekerek katılanın zararına kendisine haksız yarar sağladığı, bu şekilde üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği işlediği iddia ve kabul olunmuştur.

2. Sanık savunmalarında, dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğini beyan etmiştir.

3. Katılanın aşamalardaki anlatımları istikrarlıdır.

4. Mahkemece, tüm dosya kapsamından sanığın kendisini kamu görevlisi olarak tanıtmak suretiyle hileli hareketlerle katılandan haksız menfaat temin etmek şeklindeki eyleminin, suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında kaldığı belirlenerek, suç tarihinde (L) bendinin yürürlükte olmaması nedeniyle aynı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası nazara alınarak sanığın lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkı korunarak basit dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına ilişkin hukuki süreç başlığı altında yazılı temyiz incelemesine mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

5.Sanığın savunmaları, katılanın anlatımları, tanık ifadeleri, HTS kayıtları, suça konu paranın yatırıldığı hesap ile paranın çekildiği hesaplara ilişkin Türkiye İş Bankasının yazısı, sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, uzlaştırma raporu ve diğer deliller dosya arasındadır.

1. 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi birinci fıkrası gereğince “şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

2. Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabul gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların düzeltilen hususlar dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşılmıştır.

4. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen ve aşağıda gösterilen bozma nedenleri dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a)1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hakkı bulunduğu belirlenerek infaz olunacak cezanın tespit edilmesi gerekirken, dosyada uygulanma yeri bulunmayan 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince belirleme yapılması,
b)Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olan hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmi ikinci fıkrası ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38 inci maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu bu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.

Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle, Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2019 tarihli ve 2019/156 Esas, 2019/432 Karar sayılı kararında sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının birinci maddesinin beşinci paragrafındaki "CMK'nın 307/4 maddesi dikkate alınarak" ibaresinin çıkartılarak yerine, "1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi, hüküm fıkrasının birinci maddesinin 7. paragrafında yer alan hak yoksunluklarına ilişkin kısmın çıkartılarak yerine, "5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının ve 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine "ertelenen veya" ibaresinden sonra gelmek üzere, sanık lehine olarak eklenen "denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen" ifadelerinin gözetilmesine" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma kararı sonrası yapılan uzlaştırma giderinin sanıktan tahsiline," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.