Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 15.02.2014 tarihli ve 2014/10647 Esas sayılı iddianamesiyle, sanık ... hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca, cezalandırılması talebiyle İstanbul Anadolu Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2014 tarihli ve 2014/95 Esas, 2014/582 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2014 tarihli ve 2014/95 Esas, 2014/582 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2017/17071 Esas, 2020/4129 Karar sayılı kararı ile "1-Sanık hakkında Başkalarına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi: hakkında aranma kararı bulunan sanığın bulunmasına yönelik kolluk denetimi sırasında, yakalanmamak maksadıyla, ... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz etmesi ve kolluk görevlilerince sanığın gerçek kimliğinin en baştan beri bilinmesi nedeniyle tekrar sorulması üzerine gerçek kimliğini beyan etmesinden ibaret eylemde; tutulan tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği, bu aşamada ... adına düzenlenmiş bir adli ya da idari soruşturma belgesi veya tutanak bulunmaması nedeniyle TCK'nın 206/1. maddesinde tanımlanan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu" oluşmadığı gibi TCK’nın 268. maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçu da unsurları itibari ile oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen "kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca bozulmasına; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40/1. maddesinde öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20/2-c maddesinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 31.01.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nin 322 ve Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, Kabahatler Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca sanık hakkında idari para cezası verilmesine yer olmadığına, 2-Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz incelemesi:
1-Yargılama sırasında başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde bulunan sanığın, 25.02.2014 tarihinde SEGBİS yoluyla sorgusu yapılmasına rağmen, duruşmadan vareste tutulma talebi hakkında karar verilmeden ve 5271 sayılı CMK'nın 193 ve 196. maddeleri uyarınca son celsede SEGBİS yoluyla duruşmada hazır bulundurulması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belgelerin duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi yasaya aykırı, 3-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/366 Esas, 2021/334 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.09.2021 tarihli ve 11-2021/58645 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz isteği; hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün bozulması talebinden ibarettir.
1. Olay tarihinde hakkında arama kararı olan sanık yapılan operasyonda, polis ekipleri tarafından yakalanmıştır.
2. Yapılan kimlik kontrolünde sanığın üzerinde ... adına oluşturulmuş kendi fotoğrafını havi nüfus cüzdanı ele geçirilmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.02.2014 tarihli uzmanlık raporunda suça konu nüfus cüzdanı üzerinde fotoğraf değişikliği sureti ile yapılan sahteciliğin "ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olduğu cihetle aldatma (iğfal) niteliğini haiz bulunduğu" belirtilmiştir.
4. Sanık, hakkında arama kararı olduğunu, yakalanmamak için arkadaşının nüfus cüzdanına kendi fotoğrafını yapıştırarak kullandığını beyan ile atılı suçlamayı ikrara yönelik savunmada bulunmuştur.
5.Bozma sonrası, Mahkemece adli emanetin 2014/2309 sırasında kayıtlı bulunan nüfus cüzdanı duruşmaya getirtilip aldatma niteliği bulunup bulunmadığı yönünden incelenmiş, özellikleri duruşma tutanağına geçirilmiş ve aldatıcılık niteliğinin mevcut olduğu gözlemlenmiştir.
6.Mahkemece, sanık savunmaları, kolluk tarafından tutulan tutanaklar, alınan uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek, temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
7. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçun vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2020/366 Esas, 2021/334 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.07.2024 tarihinde karar verildi.