MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, ihbara rağmen hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 14.5.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 24.125,28 TL.na yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 29.12.2009 gün ve 2009/7006-9172 E/K.sayılı ilamı ile özetle “dain ve mürtehin bankanın davaya muvafakatı sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi” gereğinden bahisle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulü ile 19.500,00 TL. tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve aracın alkollü ya da ehliyetsiz sürücü tarafından kullanıldığı iddiasının davalı tarafından kanıtlanamadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-)Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davalıya kaskolu aracın sigorta değeri 32.850,00 TL. olarak belirtilmiş olup dosyada mevcut 02.5.2008 tarihli ekspertiz raporunda aracın 24.125,28 TL. onarım bedeli bulunduğu, bu haliyle pert olarak kabul edilmesinin uygun olduğu, kaza tarihi itibariyle 2.el piyasa rayiç bedelinin 30.000,00 TL, hasarlı (sovtaj) değerinin ise 10.000,00 TL. olduğu belirtilmiştir. 05.4.2011 tarihli bilirkişi raporunda ise ekspertiz raporundaki görüşe katılınmadığı belirtilmekle birlikte, her hangi bir somut veriye dayalı olmadan aracın onarım bedelinin işçilik ve KDV. dahil 15.000,00 TL. olduğu belirtilip tamirinin ekonomik olup olmadığı yönünde ayrıntılı, gerekçeli ve açık bir değerlendirme yapılmadan pert değerinin de 15.000,00 TL. olduğu, ayrıca 4.500,00 TL. değer kaybı bulunduğu belirtilmiş, mahkemece buna göre, 15.000,00 TL. hasar (onarım) ve 4.500,00 TL.da değer kaybı olmak üzere toplam 19.500,00 TL. tazminata hükmedilmiştir.
Söz konusu bu bilirkişi raporunda hasar tespitinin hangi piyasa araştırmasına ve somut verilere dayalı olarak belirlendiği hususunda açıklık olmayıp soyut ve yetersiz bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, mahkemece dosyanın HUMK.nun 275. (HMK.md.266) maddesi gereğince ... Teknik Üniversitesi veya Karayolları Fen Heyeti gibi kuruluşlardan oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna tevdii ile davalı sigortacının kasko sigortalı araçta oluşan gerçek zarardan sorumlu olacağı hususu göz önünde bulundurularak tüm hasar dosyası (kaza tespit tutanağı, fotoğraflar, ekspertiz raporları vs.) ile mevcut rapor birlikte irdelenerek aracın hasar durumu, markası, modeli, yaşı v.s.gibi hususlar da birlikte irdelenmek suretiyle tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomikse toplam onarım bedeli, değilse; kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki sovtaj (hurda) değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi için ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık, oluşabilecek çelişkileri giderecek şekilde yeni bir rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gibi kasko sigorta poliçesinde aracın kısmi hasar görmesi sonucunda aracın uğradığı değer kaybı ancak poliçede özel hüküm bulunması halinde teminat kapsamında olduğundan somut uyuşmazlıkta, poliçede değer kaybı teminat kapsamında olmadığı halde değer kaybının da
tazminat tutarına dahil edilerek hüküm kurulması isabetli değildir.
3-)Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Taraflar arasındaki ilişki TTK.’nda düzenlenen sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından ve bu tür sözleşmeler TTK.’nun 3. ve 4. maddeleri hükmü uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına dahi bakılmaksızın mutlak ticari işlerden olduğundan ticari (avans) faizi istenebilir. Buna göre, dava dilekçesinde ticari faize karar verilmesi talep edilmiş olup, mahkemece, talep gibi hükmedilen alacağa ticari (avans) faizi uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yasal faize karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hükmün infaz kabiliyeti yönünden faizin başlangıç tarihi açıkça belirtilmeyip, sadece temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmiş olması da doğru değildir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle de davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.