Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-KARAR-

Davacı vekili, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın trafik kazası sonucu müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğunu ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek 1.750,00 TL. tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin aracı kazadan önce haricen sattığından taraf sıfatının olmadığını, bu nedenle davanın ilgililere ihbarını ve davanın reddi gerektiğini savunmuş, diğer davalı ise tutanak altındaki imzanın kendisine ait olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 1.750,00 TL. tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, TTK.nun 1301.maddesine göre açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nun 85. maddesinde motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan işletenin sorumlu olduğu
belirtilmiş olup, işleten aynı kanunun 3. maddesinde tanımlanmıştır. Aynı yasanın 104.maddesinde ise, “motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu madde uyarınca, aracı satışa sunmak için teslim alan firmanın (galericinin) gerçek işleten malik yerine farazi işleten olarak sorumlu tutulabilmesi için, araç üzerindeki eylemsel egemenliğin kesin biçimde bu yere geçtiğinin ortaya konulması gerektiği de açıktır.
Somut olayda; davacı vekili davalı ...'e ait aracın trafik kazası sonucu kusurlu olarak müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta hasara neden olduğu iddiasıyla dava açmış, davalı vekili, müvekkilinin kaza tarihinde kayden araç maliki olmasına karşın, kazadan önce aracın satılmak üzere ihbar edilen ... Ltd.Şti.ne teslim edildiğini, bu firma tarafından aracın 26.11.2009 tarihinde haricen diğer ihbar edilen kişiye satıldığını, bilahare (kazadan sonra) anılan kişiye noter satışının yapıldığını savunmuş, harici satış sözleşmesi ile 21.10.2009 tarihli özel vekaletnameyi dosyaya sunmuştur.
O halde, mahkemece, bu hukuki ve maddi olgulara göre, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, gerektiğinde ihbar edilen galerinin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilerek, kaza sırasında aracın işleteni sıfatının kimde olduğu hususu tartışılıp varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-)Davacı vekili dava dilekçesinde, faiz talebi bulunduğu halde, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetli değildir.

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle de, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı ...'e geri verilmesine 19.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.