Açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.01.1983 tarih ve 8-486/6 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, "yerinde görülmeyen sair itirazların reddine" tabirinin hükmün bir bölümünün onandığı anlamına gelmediği hususu göz önüne alınarak yapılan incelemede;
Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanığa isnat edilen eylemin sübutu halinde görevi kötüye kullanmaya iştirak suçunu oluşturacağı, bu suçun 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 15.03.2006 ile inceleme günü arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin durma süreleri eklendiğinde dahi ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
02.07.2008 tarihli iddianamede Ekinözü Belediyesinde muhasebe yetkilisi olarak görev yapan sanığın düzenlemiş olduğu bir belgeden bahsedilmeksizin yalnızca inceleme dışı sanıklar tarafından düzenlenmiş olan akaryakıt faturası ve alındı belgelerinin sahte olduğunun iddia edilmesi de dikkate alınarak, kamu görevlisi olan sanığın görevi sırasında sahte belge düzenlediğinin iddia edilmesi karşısında, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca yetkili merciden soruşturma izni alındıktan sonra kamu davası açılması gerektiği gerektiği nazara alınıp 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca durma kararı verilerek, soruşturma izni istenilmesi ve sonucu beklendikten sonra hukuki durumunun yeniden takdir ve tayini gerekirken, genel hükümlere göre açılan davaya devamla yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi gereği kazanılmış hak nedeniyle cezanın 1 yıl 15 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken sanığın 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Dairemizin, 27.06.2013 tarihli ve 2012/8743 Esas, 2013/7325 sayılı Kararı ile bozulan ilk hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği nazara alındığında, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmamasının ya da sınırlı uygulama yapılmasının kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağı gözetilmeden, ilk hükümde sahtecilik suçu yönünden 5 ay süre ile kamu görevinden yasaklanmasına karar verildiği halde sanık hakkında bu kez 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince 5 ay yerine 7 ay süre ile aynı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına hükmolunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 11.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.