İtirazname No: 2017/39643
KARARI VEREN

YARGITAY DAİRESİ: 11. Ceza Dairesi

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Özel belgede sahtecilik suçundan katılan ve inceleme dışı katılanlara yönelik gerçekleştirdiği eylemleri bir bütün hâlinde değerlendirilen sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207/1,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 07.04.2016 tarihli ve 77-180 sayılı hükmün, katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 12.01.2017 tarih ve 4314-219 sayı ile;
"...Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün katılanlar ... yönünden yapılan incelemesinde;
Sanığın her bir katılan ile yaptığı alış veriş sonucu sahte olarak oluşturduğu araçların maliki durumundaki 'Onur Taahhüt Taşımacılık ve İnşaat AŞ' adına düzenlenmiş makbuzları katılanlara vermesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanığın eyleminin her bir katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen, mahkemece eylemin tek suç kabul edilip sanık hakkında TCK'nın 43 maddesi gereğince teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle hükmedilen cezanın artırılması, katılanlar ... yönünden aleyhe temyiz olmaması, katılanlar .... ile .....'a ise aradaki akrabalık ilişkisi nedeniyle makbuz verilmemesi nedeniyle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafinin atılı suçun oluşmadığına, ceza miktarına, sanığın bir nedene dayanmayan, katılanlar .... ile ....'ın cezanın az olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin onanmasına,
Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmünün katılan .......yönünden yapılan incelemesinde;
Sanık ve sanık müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın katılana satmayı vaat ettiği araçlar bedeli olarak aldığı paralara ilişkin olarak sahte olarak oluşturduğu toplam 14 adet makbuzu düzenleyip vermesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın katılana yönelik olarak birden fazla sahtecilik suçunu işlemesi nedeniyle hakkında TCK'nın 207/1,43 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, tüm katılanlara yönelik eylemin bir bütün halinde tek suç oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kanuna aykırı olup, katılan ... ....vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca hükmün isteme uygun olarak bozulmasına" karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince 09.05.2017 tarih ve 67-169 sayı ile katılana yönelik eylemi nedeniyle sanığın aynı suçtan TCK’nın 207/1, 43/1,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin verilen hükmün, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 25.01.2021 tarih ve 17256-573 sayı ile; "Sanığın her bir katılan ile yaptığı alış veriş sonucu sahte olarak oluşturduğu araçların maliki durumundaki 'Onur Taahhüt Taşımacılık ve İnşaat A.Ş' adına düzenlenmiş makbuzları katılanlara vermesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 8 kez mahkumiyet hükmü kurulduğu, özel belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin her bir katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen, mahkemece eylemin tek suç kabul edilip sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi gereğince teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu karara karşı katılanlar ..... ile sanık ve sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 12.01.2017 tarihli, 2016/4314 Esas, 2017/219 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri ile özel belgede sahtecilik suçu ile ilgili eyleminin her bir katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen aleyhe temyiz olmadığından katılanlar yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün de onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın katılan ... ....r’e yönelik eylemi nedeniyle dava konusu kalmadığı halde yargılamaya devamla mahkumiyet hükmü kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.

II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 02.03.2021 tarih ve 39643 sayı ile; "...Sanık hakkında katılan ... ...'e karşı işlediği özel belgede sahtecilik suçundan verilen 07.04.2016 tarih ve 2016/77 esas- 2016/180 sayılı ilk mahkumiyet kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 12.01.2017 gün ve 2016/4314 esas - 2017/219 karar sayılı ilamı ile sanık aleyhine bozulduğu anlaşıldığından, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu ayrı bir kasıt altında Harun ...'e karşı işlemesi nedeniyle verilen 09.05.2017 tarih ve 2017/67 Esas - 2017/169 sayılı kararın onanmasına karar verilmesi gerekirken Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 12.01.2017 gün ve 2016/4314 esas - 2017/219 karar sayılı bozma ilamına aykırı olacak bir gerekçeyle bozma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
5271 sayılı Ceza Muhekemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 19.04.2021 tarih ve 5211-3808 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanığın, katılan ... ...’e yönelik eylemi nedeniyle özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Onur Taahhüt Taşımacılık İnşaat Tic. ve San. AŞ'de şoför olarak çalışan sanığın, Şirketi temsile yetkisi olmamasına rağmen aksine tavırlarla Şirkete ait araçların satışının yapılacağını bildirdiği katılandan ve inceleme dışı katılanlardan araçların bedeli olarak haricen para alıp Şirket logosunu içeren makbuzları sahte şekilde düzenleyerek vermesi nedeniyle zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince özel belgede sahtecilik suçu yönünden katılana ve inceleme dışı katılanlara yönelik eylemleri bir bütün hâlinde değerlendirilen sanığın, TCK’nın 207/1,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olup bu hükme yönelik katılan vekili ile sanık ve müdafiin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince 12.01.2017 tarih ve 4314-219 sayı ile temyize konu bu mahkûmiyet hükmünün; yalnızca katılan vekilinin aleyhe yönelen temyizi olduğu gözetilerek sanığın eyleminin her bir katılan açısından ayrı suç teşkil etmesine rağmen Yerel Mahkemece zincirleme şekilde tek suç kabul edilmesinin bozma nedeni yapılmadığı eleştirisiyle inceleme dışı katılanlar yönünden onanmasına, katılan yönünden ise bozulmasına karar verildiği dosya kapsamında; Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesince özel belgede sahtecilik suçundan verilen onama kararı sonrasında sanığın katılana yönelik eylemi nedeniyle açılmış olan davanın konusuz kalıp kalmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya kapsamından;
Mağdur Muammer Murat Çakmak’ın yetkilisi olduğu Onur Taahhüt Taşımacılık İnşaat Tic. ve San. AŞ'de şoför olarak çalışan sanığın, katılan ile inceleme dışı katılanlar .... ve .....’ı Şirketi temsile yetkisi olmamasına rağmen Şirkete ait araçların satışının yapılacağına inandırarak katılan ve inceleme dışı katılanlardan satış işlemini gerçekleştiremeyeceği araçların bedeli olarak haricen para aldığı, karşılığında Şirket logosunu içeren makbuzları sahte şekilde düzenleyip verdiği, olay nedeniyle katılan ve inceleme dışı katılanların şikâyeti üzerine sanık hakkında zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı,
Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 07.04.2016 tarih ve 77-180 sayı ile; ''…Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın, şirketin yetkilisini olduğunu söyleyip şirkete ait araçların satılacağını belirterek bir çoğu akrabası olan müştekileri hileli yollarla aldatarak yukarıda belirtilen tutarlarda haksız menfaat elde ederek dolandırıcılık suçunu ve sahte özel belge niteliğinde olan sahte alındı belgesi düzenleyerek müteselsilen özel belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmıştır…'' şeklindeki kabule dayanılarak sanığın, TCK’nın 207/1,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Bu hükmün, katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.01.2017 tarihli ve 4314-219 sayılı ilamında; öncelikle verilen mahkûmiyet hükmü inceleme dışı katılanlar ... yönünden incelenmiş olup sanığın eyleminin her bir inceleme dışı katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen, Mahkemece eylemin tek suç kabul edilip sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi gereğince teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle kurulan hükmün aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı şeklindeki eleştiri ile onanmasına karar verildikten sonra, aynı ilamda aynı hükmün vekili aracılığıyla temyizi bulunan katılan yönünden incelenmesinde; ''Sanığın katılana satmayı vaat ettiği araçlar bedeli olarak aldığı paralara ilişkin olarak sahte olarak oluşturduğu toplam 14 adet makbuzu düzenleyip vermesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın katılana yönelik olarak birden fazla sahtecilik suçunu işlemesi nedeniyle hakkında TCK'nın 207/1,43 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, tüm katılanlara yönelik eylemin bir bütün halinde tek suç oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi'' şeklindeki gerekçe ve anlatımla bozulmasına karar verildiği,
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece katılana yönelik eylemi nedeniyle sanığın aynı suçtan TCK’nın 207/1, 43/1,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedildiği, bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince; "Sanığın her bir katılan ile yaptığı alış veriş sonucu sahte olarak oluşturduğu araçların maliki durumundaki 'Onur Taahhüt Taşımacılık ve İnşaat AŞ' adına düzenlenmiş makbuzları katılanlara vermesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 8 kez mahkûmiyet hükmü kurulduğu, özel belgede sahtecilik suçundan ise eyleminin her bir katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen, mahkemece eylemin tek suç kabul edilip sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi gereğince teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bu karara karşı katılanlar .... ve ...... ile sanık ve sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 12.01.2017 tarihli, 2016/4314 Esas, 2017/219 Karar sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile özel belgede sahtecilik suçu ile ilgili eyleminin her bir katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen aleyhe temyiz olmadığından katılanlar yönünden kurulan mahkûmiyet hükmünün de onanmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın katılan ... ...’e yönelik eylemi nedeniyle dava konusu kalmadığı halde yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması,'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verildiği,

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca da anılan İlk Derece Mahkemesi hükmünün önceki bozma kararı doğrultusunda Özel Dairece incelenerek onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz yoluna başvurulduğu,
Anlaşılmaktadır.

Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz (Anayasa madde 36).
Ceza kovuşturmasının başlaması ve yargılamanın icrası, usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir iddianame ya da iddianame yerine geçen belgenin varlığına, yani açılmış bir kamu davasının mevcudiyetine bağlıdır. Zira davasız yargılama olmaz. Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir (CMK madde 170/1). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler (CMK madde 170/2). İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır (CMK madde 170/4). Kanunun öngördüğü şartlara uygun olarak düzenlenmiş bir iddianame/dava açan belge, davayı hem açar hem de sınırlarını tayin eder. Yargılama ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında icra edilir. Hüküm de iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir (CMK madde 225). Her ne kadar mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değil ise de dava konusu edilen fiil/suç ile ilgili olarak usulüne uygun bir yargılama yapmak ve CMK'nın 223. maddesinde tahdidi olarak sayılan kararlardan/hükümlerden birini vermek zorundadır.
Zincirleme suça ilişkin TCK'nın 43. maddesine göre; bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da birinci fıkra hükmü uygulanır.
Aralarında "suç işleme kararında birlik" subjektif bağı bulunan ve diğer özellikleri itibariyle birbirinden bağımsız aynı suçun birden çok kez işlenmesi hâlinde zincirleme/müteselsil suçtan bahsedilecektir. Zincirleme/müteselsil suç hâlinde, ortada bir suç değil, birden fazla suç mevcuttur (CGK 17.3.2015 tarih 2014/2-37 2015/47 s,Özgenç İzzet Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler Seçkin y. 19....679). Bu nedenledir ki mahkeme yargılama sonunda aynı da olsa her suçla ilgili olarak ya müstakil ya da şartları varsa diğer suçlarla birlikte içtima düzenlemeleri doğrultusunda (zincirleme suç gibi) bir hüküm kurmak zorundadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde

Olay nedeniyle katılan ve inceleme dışı katılanların şikâyeti üzerine sanık hakkında zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığının, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 07.04.2016 tarih ve 77-180 sayı ile sanığın, TCK’nın 207/1,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğinin, bu hükmün/hükümlerin, katılan vekili, sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 12.01.2017 tarihli ve 4314-219 sayılı ilamı ile; öncelikle verilen mahkûmiyet hükmü inceleme dışı katılanlar ... yönünden incelenmiş olup sanığın eyleminin her bir inceleme dışı katılan açısından ayrı ayrı suç teşkil etmesine rağmen, Mahkemece eylemin tek suç kabul edilip sanık hakkında TCK'nın 43. maddesi gereğince teselsül hükümleri uygulanmak suretiyle kurulan hükmün aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı eleştirisi ile onanmasına karar verildikten sonra, aynı ilamda aynı hükmün vekili aracılığıyla temyizi bulunan katılan yönünden incelenmesinde ise, ''Sanığın katılana satmayı vaat ettiği araçlar bedeli olarak aldığı paralara ilişkin olarak sahte olarak oluşturduğu toplam 14 adet makbuzu düzenleyip vermesi şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın katılana yönelik olarak birden fazla sahtecilik suçunu işlemesi nedeniyle hakkında TCK'nın 207/1,43 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, tüm katılanlara yönelik eylemin bir bütün halinde tek suç oluşturduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi'' şeklindeki gerekçe ile bozulmasına karar verildiğinin anlaşılması karşında; sanığın katılana yönelik ayrı suç(lar) oluşturan eylemi ile ilgili hükmün bozulduğu görüldüğünden davanın konusuz kaldığı yönündeki gerekçede hukuki isabet bulunmadığının kabulü gerekir.
Ancak Yerel Mahkemenin 07.04.2016 tarihli ve 77-180 sayılı, sanığın inceleme dışı katılanlara tevcih ettiği eylemleri nedeniyle ve fakat incelenen hükmün katılanına karşı işlediği suçları da kapsar biçimde TCK’nın 207/1,43,62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına dair hükmü ile, zincirleme/müteselsil suç müessesesinin nitelik ve amacı doğrultusunda fiillerin/suçların haksızlık muhtevasının tamamen giderilmesi nedeniyle bozma ilamına uyulduktan sonra sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerekirken yeniden ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir.

Açıklanan nedenlerle,

1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE,

2- Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 25.01.2021 tarihli ve 17256-573 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,

3- Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli ve 67-169 sayılı kararının, sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,

4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2024 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 10.07.2024 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy birliğiyle karar verildi.