Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...'ın 22.07.2014 günü tebliğ edilen hükmü, adli tatil içinde 01.08.2014 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği, temyiz süresinin son günü adli tatile rastladığından ve adli tatil içerisinde süreler işlemeyeceğinden, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla, tebliğnamedeki ret öneren düşünceye iştirak edilmemiştir.

1-Sanıklardan ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı Kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün bulunmuş, yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmaması ile atılı suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanıklar haklarında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Afyonkarahisar (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin, 14.03.2008 tarihli ve 2007/129 Esas, 2008/222 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında tayin olunan 500 TL adli para cezasının miktarı itibarıyla 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5129 sayılı Kanun ile değişik 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi gereği kesin nitelikte olduğu ve aynı Kanun'un 305/son maddesi gereğince tekerrüre esas olamayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve buna bağlı olarak cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasının "D" bendinin 4 no.lu alt bendinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri eleştirilen hususlar dışında usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK, delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiilin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan yerinde görülmeyen sanık ...'ın temyiz itirazlarının reddiyle eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olan adı geçen sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün DOĞRUDAN ONANMASINA,

2-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Suç tarihinde S.S. ... Taşıyıcılar Kooperatifinde yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan sanığın, zimmet suçundan haklarındaki mahkumiyet hükümleri onanarak kesinleşen diğer sanıklarla birlikte genel kurul kararı olmadan gider makbuzları düzenleyerek kendisi ve diğer sanıklar adına usulsüz ödeme yaptığı kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanığın aşamalardaki savunmalarında, genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçildikten kısa bir süre sonra diğer sanıklara yönetim kurulu üyeliğinden istifa dilekçesini sunduğunu ancak kabul edilmediğini, görevinin kağıt üzerinde sürdüğünü, kooperatifte yapıldığı belirtilen işlerde fiilen çalışmadığını ve zimmet iddiasına konu işlerle ilgisinin bulunmadığını, yönetim kurulu üyeliğinden istifa dilekçesini ise 2011 yılının Nisan ayında yapılan ilk genel kurulda tekrar sunduğunu ve bu şekilde istifasının kabul edilerek kağıt üzerindeki üyeliğinin de sona erdiğini beyan etmesi ile bu hususların mahkumiyet kararları onanan diğer sanıklar ve şikayetçi ...'ın beyanlarıyla da doğrulanması karşısında, sanığın mahkumiyet hükümleri onanarak kesinleşen diğer sanıkların zimmet eylemlerine ne şekilde iştirak ettiğinin ve buna ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde gösterilip tartışılması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

Kabule göre de;
Yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği kabul edilen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanmaması,
5237 sayılı Kanun'un 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun'un 53/5. madde ve fıkrası gereğince, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete'nin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle ilgili olarak sanık hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.