Sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma ve hakaret suçlarından mahkumiyet, ... hakkında ise ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat
Sanık ...

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunduğu ve vekilinin 25.12.2020 havale tarihli dilekçesi ile sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat hükmünü temyiz ettiği, anılan dilekçenin ise her iki sanık hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan açılan kamu davalarına katılma iradesi içerdiği, temyiz isteminin 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022'den önceki tarihe tekabül etmesi karşısında, 3628 sayılı Yasa'nın değişiklik öncesindeki 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca Hazinenin başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı ancak Hazine vekilinin, 07.12.2020 tarihinde tebliğ edilen ve sanık ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan hükmü, 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 25.12.2020 tarihinde temyiz ettiği, öte yandan katılan ...'nin temyiz isteminin sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan hükme ilişkin olduğu, bu hükme yönelik temyiz istemi yönünden yapılan incelemede, 1.740.00 TL adli para cezasına ilişkin hükmün miktar itibarıyla kesin nitelikli kararlardan olduğu anlaşılmakla; katılan Hazine vekili ile katılan ...'in temyiz istemlerinin, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesinin birinci fıkrası gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince, Tebliğname'ye ve ek Tebliğname'ye aykırı olarak, ayrı ayrı REDDİNE, temyiz başvurusunun kapsamına göre; incelemenin, sanık ...'in kendisi hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5237 sayılı Kanun'un 235/3-a maddesinde yer alan "Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi hâlinde temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz. Ancak, kasten yaralama veya tehdit suçunun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlar dolayısıyla cezaya hükmolunur" şeklindeki hüküm uyarınca, cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye veya ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engelleme suçunun bileşik suç olarak düzenlendiği ve kasten yaralama veya tehdit suçlarının temel hallerinin bileşik suç kapsamında ihaleye fesat karıştırma suçunun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu suçların daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suçlardan cezaya hükmolunacağı hususları nazara alındığında, katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandıkları, buna göre de neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunun unsurlarının gerçekleşmediği ve 5237 sayılı Kanun'un 235/2-c maddesinde yer alan "Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle ya da hukuka aykırı diğer davranışlarla, ihaleye katılma yeterliğine veya koşullarına sahip olan kişilerin ihaleye, ihale sürecindeki işlemlere katılmalarını engellemek" şeklindeki düzenleme ile ihaleye katılanların ihaleye katılma yeterliğinin bulunmaması halinde eylemlerin kasten yaralama ve tehdit suçlarını oluşturacağı dikkate alınarak, anılan ihaleye katılma yeterliği ve koşullarının nelerden ibaret olduğu hususunun ihaleyi gerçekleştiren icra dairesinden sorulup satış dosyası da getirtilerek katılanların ihaleye katılma yeterliklerinin bulunup bulunmadığının veya koşullarına sahip olup olmadıklarının tereddüde mahal bırakmayacak biçimde tespitinden sonra, sanığın hukuki durumunun ve suç vasfının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Suç tarihinin 08.12.2011 olduğu nazara alındığında; 30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Yasa ile 5237 sayılı Kanun'un 235. maddesinde yapılan değişikliklerle ihaleye fesat karıştırma suçunun temel şekli için öngörülen yaptırım miktarı "beş yıldan oniki yıla kadar" iken "üç yıldan yedi yıla kadar" şeklinde değiştirilmiş, aynı maddenin 3-(a) fıkra ve bendine ise "Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi hâlinde temel cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz" şeklinde ibare eklenmiş olması karşısında, lehe yasa karşılaştırması yapılması suretiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
30.04.2013 tarihli ve 28633 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 235. maddesine eklenen 3-(a) fıkra ve bendi uyarınca ihaleye fesat karıştırma suçunun cebir veya tehdit kullanmak suretiyle işlenmesi halinde temel cezanın alt sınırının beş yıldan az olamayacağı nazara alındığında, sanık hakkında hüküm kurulurken temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 235/2-c ve 235/3-a maddeleri uyarınca beş yıldan az olmayacak şekilde tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 235/2-c maddesi delaletiyle anılan Kanun ve maddenin 1. fıkrası uyarınca temel cezanın tayin edilip aynı Kanun'un 235/3-a maddesi uyarınca cezanın artırılması suretiyle bahse konu kanun hükümlerine muhalefet edilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin 24.11.2015 tarihinde yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
4734 sayılı Kanun'un 17. maddesi delaletiyle 59. maddesi gereğince sanık hakkında yasaklama kararına hükmolunmaması,
İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2010 tarihli ve 2009/256 Esas, 2010/19 sayılı Kararı ile verilen mahkumiyet hükmünün tekerrüre esas olmasına karşın sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321 ve 326/son maddeleri uyarınca kazanılmış ... saklı kalmak üzere BOZULMASINA 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.