Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.04.2016 tarihli ve 2015/294 Esas, 2016/94 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan beraatine karar verilmiştir.
A. Katılan Mağdure VekilininTemyiz İsteği
Kararı temyiz ettiklerine ilişkin süre tutum dilekçesinden ibarettir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Mağdurenin aşamalarda istikrarlı olarak sanığın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu beyan etmesi, beyanlarına itibar edilebileceğine dair adli rapor, sanığa iftirada bulunduğunu düşündürecek boyutta aralarında bir husumetin bulunmaması doğrultusunda atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
1. Gerekçeli karar başlığında suç adının nitelikli cinsel saldırı yerine çocuğun cinsel istismarı olarak yazılması mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve o yer Cumhuriyet savcısının ve katılan mağdure vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin kararında o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısı ve katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.07.2024 tarihinde karar verildi.