Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa yüklenen eylemlerin sübutu halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/2. maddesinde düzenlenen ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, bu suçun söz konusu maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 21.01.2016 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında atılı suçtan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.