Mahkumiyet

Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanık hakkında kurulan hükmün; sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1,62,50/4, 52/2-4. maddeleri gereğince 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, kararının sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.09.2018 tarihli kararıyla, sanıklar arasında menfaat çatışması bulunduğu nazara alınarak sanıkların ayrı müdafiiler tarafından savunulması gerektiği gözetilmeksizin, aynı avukatın her iki sanık müdafii olarak duruşmaya katılması; suç tarihi itibariyle şirketi temsile yetkili kişinin belirlenmesi; sanıkların kusur durumlarına ilişkin olarak yeni bir uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yaptırılıp raporlar arasındaki çelişki giderildikten sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve uygulama maddesinin eksik gösterilmesi sebepleriyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde sanık ... hakkında hakkında taksirle öldürme suçundan, TCK'nın 85/1,62,50/4, 52/2-4. maddeleri gereğince 15.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına; sanık ... hakkında hakkında taksirle öldürme suçundan, TCK'nın 85/1,62,50/4, 52/2-4. maddeleri gereğince 18.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanık ...'in temyiz sebepleri; savunma hakkına ve lehe hükümlere, sanık ... müdafinin temyiz sebepleri; savunma hakkında, kusur durumuna, eksik incelemeye, beraate ve aksi halde TCK'nın 22/6 maddesinin uygulanması talebine ilişkindir.

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık ...'nun, ... Ahşap Ürünleri isimli işyerinin sahibi olduğu ve 25.03.2013 tarihli genel kurulda tek kişilik yönetim kurulu üyesi olarak 3 yıllık süreliğine seçildiği ve şirket adı altında münferiden şirketi 3 yıl süreyle temsil ve izam etmeye karar verildiği, diğer sanık ...'ın bu işyerinde forklift operatörü olarak, ölen ...'in ise işçi olarak çalıştığı, olay günü kontraplak malzemelerinin ofisin üstünde bulunan batar kata konulması esnasında sanık ...'nin forklifti kullandığı ve forklif üzerine yerleştirilen kontraplakları batar katın olduğu yüksekliğe çıkardığı, tanık ...'ın batar katının üzerinden ölen ...'ın da forklift çatallarında bulunan kontraplakların üzerinde indirme işlemine başladıkları ve kontraplakların kayması sonucu ...'ın düştüğü ve kayan kontraplak malzemenin de üzerine devrildiği ve kaldırıldığı hastanede ise vefat ettiği, dosyaya sunulan 03.07.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda da belirtildiği üzere sanık ...'ın asli kusurlu olduğu, sanık ...'nun tali kusurlu olduğu, ölenin ise tali derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla sanıklar hakkında TCK'nın 85/1. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verilmiştir.

Sanıklar hakkında tayin olunan netice cezaların miktarı itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulama imkanı bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamenin bu hususta bozma öneren görüşüne iştirak olunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ... ve sanık ... müdafii yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Sanıklar hakkında hükmedilen uzun süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a. maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği 1 nolu hükmün 4. paragrafında ve 2 nolu hükmün 4. paragrafında yer alan "50/4" ibaresinin "50/4-1.a" şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.07.2024 tarihinde karar verildi.