Mahkumiyet

Bozma üzerine mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın Şanlıurfa ilinde Gültepe sınır karakolunda askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada ... isimli sivil bir şahsın sınırdan kaçakçılık yapmasına göz yumması halinde kendisine 2.000 TL para verileceği hususunda anlaştığının kabul edildiği olayda, her ne kadar sanık hakkında rüşvet alma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.1987 tarihli ve 1987/600 Esas, 1987/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi rüşvet suçunun konusu, işin yapılması veya yapılmaması olduğundan, şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılamayacağı, zira şart gerçekleşmediğinde rüşvet sözleşmesinin gereğinin yerine getirilemeyeceği, başka bir anlatımla anlaşma konusunun ortadan kalkacağı, somut olayda rüşvet teklifinde bulunduğu iddia edilen ... isimli şahsın sınırdan kaçak eşya geçirdiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediğinin anlaşılması karşısında; şarta bağlı olan anlaşmanın rüşvet suçunu oluşturmayacağı, dosya kapsamına ve beyanlara nazaran eylemin kamu görevlisi olan sanık yönünden 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 15.04.2011 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.