Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/16 Esas ve 2014/123 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçu işlemediğine, suçun yasal unsurları itibariyle somut olayda oluşmadığına, mahkumiyete esas eylemin kendisi tarafından gerçekleştirilmediğine, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

1. Sanık tarafından "webpaketim.com" isimli internet sitesinde kredi verilmesi için "..." ismiyle ilan verdiği, katılanın 10.000,00 TL kredi almak için sanık ile iletişime geçtiği, sanığın 720,00 TL bedeli noter ve işlem masrafı adı altında katılandan bildirdiği cep telefonu numarasına göndermesini isteği, bunun üzerine katılan tarafından bildirilen cep telefonu numarasına bedelin havale edildiği, uzunca bir zaman geçmiş olmasına rağmen kararlaştırılan bedelin sanık tarafından katılana gönderilmediği, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediğinden bahisle hakkında atılı suçtan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.

2. Sanık atılı suçu kabul etmemiştir.

3. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3. Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, sanığa ait adli sicil kaydının incelenmesinde mahkumiyetine esas ilamların dosyaya konu suç tarihinden sonra kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağının, sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkasının bulunmamasının gözetilmemesi isabetli bulunmamış, sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/16 Esas ve 2014/123 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2024 tarihinde karar verildi.