İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan TCK'nın 136/1, 137/1-a, 62,53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 303/1-a maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince "verilen mahkumiyet kararının CMK'nın 280/2 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA; sanığa isnat edilen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanığın atılı suçtan CMK'nın 223/2-(a) maddesi gereğince BERAATİNE," dair karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz istemi, usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğuna, atılı suçun unsurları oluştuğuna, kamu görevlisi olan sanığın yetkisini kötüye kullandığına, kanunun koruma altına aldığı menfaatin zedelendiğine, vesaire ilişkindir.

O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri, kamu görevlisi olmanın suça uygulanacak yaptırım bakımından nitelikli hal olduğuna, kişisel veri kavramından gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiğine, sanığın eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bilebilecek durumda olduğuna, kişisel verilerin verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesinin bağımsız suç olduğuna, vesaire ilişkindir.

Hukuki veya son derece teknik hususlarla ilgili değerlendirmeler dışında duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 25952/18 numaralı Deliktaş/Türkiye kararında da vurgulandığı üzere, sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinin delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.07.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.