TCK'nın 155/2, 62/1,51/1-3 maddeleri gereğince mahkumiyet

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün sanığın yokluğunda açıklandığı, sanığın ifadesi sırasında bildirdiği adresine Tebligat Kanununun gösterdiği usullere göre yapılmış bir tebligat bulunmaması nedeniyle, anılan adrese Tebligat Kanununun 35. maddesi uyarınca sonradan yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 311.maddesi hükmüne göre eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğu anlaşılmakla, 28/05/2013 tarihli ek karar kaldırılarak, temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğunun kabulü ile yapılan incelemede;
Sanığın, şikayetçiye ait cep telefonunu konuşmak amacıyla alıp koşarak uzaklaşmak suretiyle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 2012/225 sayılı kararı da nazara alındığında; şikayetçinin geçici de olsa zilyetliği devir iradesinin olmadığı, fiili hakimiyetin kaybı sonucu oluşan zilyetlik ile hırsızlık suçunun oluşacağı dikkate alınmadan, suç vasfının tayininde hataya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 155/2 maddesinin hapis cezasının yanında adli para cezasını da içerdiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde sadece hapis cezasından hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, hükmün BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.