Taraflar arasındaki tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ... Köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, atalarından intikal eden taşınmazı malik sıfatıyla kullandığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesine göre adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile 8.393,34 metrekare taşınmazın davacı adına tesciline ilişkin olarak verilen ilk karar, Esatlar Köyü Tüzelkişiliği temsilcisi, Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 1999/4668 Esas, 1999/4939 Karar sayılı ilamı ile "çekişmeli taşınmazın krokisinde (B) harfi ile işaretli kesimi dere yatağı olup zilyetlikle edinilemeyeceğinden, bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği, bundan ayrı, (A) harfi ile işaretli kesim yönünden ise mera uyuşmazlığı bulunduğundan bu kesim yönünden yapılan araştırmanın yetersiz olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile krokisinde (B) harfi ile işaretli 5.319,64 metrekarelik bölüme ve (A) harfi ile işaretli 1.577,70 metrekarelik bölüme yönelik davanın reddine, 1.496 metrekarelik bölüme yönelik davanın kabulüne ve davacı adına tesciline ilişkin verilen ikinci hüküm, davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2000/5112 Esas, 2000/5612 Karar sayılı ilamı ile "dosya içeriğinden çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, bundan ayrı, mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan keşifte görevlendirilen ziraat bilirkişisinin çizmiş olduğu ve karara dayanak alınan 29.12.1999 tarihli krokinin dava konusu taşınmazın red ve kabul edilen kesimleri yönünden yeterince açıklık taşımadığı gibi infaza da elverişli olmadığı, bu nedenle mahkemece çekişmeli taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, uyma kararı verilen bozma kararı da gözönüne alınmak suretiyle çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli kesimlerinin saptanması, fen bilirkişisine keşfi izlemeye olanak veren, infaza elverişli kroki düzenletilmesi, bundan ayrı, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede arazi kadastrosunun yapılıp yapılmadığı araştırılması, yapılmış ise taşınmazın ne olarak belirlendiği saptanıp, tesbit harici bırakılmış ise, kesinleşme tarihinden dava tarihine kadar davacı gerçek kişinin 20 yılılk zilyetlik süresinin dolup dolmadığının araştırılması, 20 yılılk zilyetlik süresi dolmamış ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bu konudaki 19.02.1997 tarihli ve 1996/8-768 Esas, 1997-100 Karar ile 18.02.1998 tarihli ve 1998/8-15 Esas, 1998/129 Karar sayılı kararları gözetilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, davanın kısmen kabulü ile 29.11.1996 tarihli krokideki hali-taşlık-kumluk olarak nitelendirilen 5.319,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın reddine, teknik bilirkişi raporunda çayırlık- mera olarak belirtilen ve (C) harfi ile gösterilen 983,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın 3402 sayılı Kanun'un 18/2 nci maddesi gereğince reddine, (D) harfi ile gösterilen 135,73 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın yol olarak tescil harici bırakılmasına, geri kalan 1.954,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın ... adına tapuya tesciline ilişkin verilen üçüncü hüküm, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2006/17007 Esas, 2006/929 Karar sayılı ilamı ile "mahkemece öncelikle, 1937 tarihli ve 733 sayılı vergi kaydı ile çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukukî durumunun belirlenmesi için yöntemince orman araştırması yapılması, orman araştırması sonucunda davaya konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu saptandığı taktirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması, Kabule göre ise, mahkemenin 07.02.2000 tarihli ve 1999/139 Esas, 1999/2000 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile fen ehlinin 29.12.1999 tarihli krokisinde (B) harfi ile işaretli 5.319,64 metrekarelik kısma ve A harfi ile işaretli 1.577,70 metrekarelik kısma yönelik davanın reddine, aynı krokide gösterilen 1.496 metrekarelik kısma yönelik davanın kabulüne ve davacı adına tesciline karar verildiği, kararın Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1999/4668 Esas, 1999/4939 Karar sayılı, yine 2000/5112 Esas, 2000/5612 Karar sayılı bozma kararları verilen kararın ile davacı aleyhine, Hazine lehine bozulduğu ve yerel mahkemece bozmaya uyulduğu, bu cümleden olarak davacı kişi aleyhine, ancak, davalılar lehine olmak üzere çekişmeli taşınmazın 29.12.1999 tarihli krokisinde gösterilen 1.496 metrekarelik yüzölçümündeki bölümü yönünden usuli kazanılmış hakkın bulunmasına karşın mahkemece davalılar lehine oluşan usulî kazanılmış hak gözetilmeksizin, 1.954,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine dair verilen dördüncü hüküm, davacı gerçek kişinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2014/9872 Esas, 2014/10389 Karar sayılı ilamı ile "davanın açılmasından sonra dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyünde orman kadastrosunun 2004 yılında ilân edildiği anlaşılmış olup, dava aynı zamanda orman kadastrosuna itiraza dönüştüğü, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11. maddesinde, orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanakların askı suretiyle ilânının, ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmünde olduğu, tutanak, harita ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemeye müracaat edebilecekleri belirtildiğinden, davaya bakmak görevinin Kadastro mahkemesine ait olduğu, görev hususunun, kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğu ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözönüne alınması gerektiğinden, mahkemece tapu iptal ve tescil istemine ilişkin dava, dosyadaki tüm belgelerin fotokopileri alınıp geçici dosya oluşturularak, elde tutulması, orman kadastrosuna itiraz yönünden tefrik kararı verildikten sonra davaya bakmakta mahkemenin görevsizliğine ve dava dosyasının görevli kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiğine" değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11 inci maddesi uyarınca mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın hava fotoğrafında orman dışı alanda kaldığı, eğimi itibariyle tarım arazisi olmaya elverişli olduğu, (D) harfiyle gösterilen bölümün orman arazisi olmadığı, ayrıca davalılar lehine usulü kazanılmış hak bulunduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 26.09.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfiyle gösterilen 1.496,00 metrekarelik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

1. Davacının temyiz itirazları yönünden;
Emet Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.02.2000 tarihli ve 1999/139 Esas, 1999/2000 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişinin 29.12.1999 tarihli krokisinde (B) harfi ile işaretli 5.319,64 metrekarelik kısma ve A harfi ile işaretli 1.577,70 metrekarelik kısma yönelik davanın reddine, aynı krokide gösterilen 1.496 metrekarelik kısma yönelik davanın kabulüne ve davacı adına tesciline karar verildiği, kararın yalnızca Hazine vekili tarafından temyiz edildiği, davacı tarafından temyiz edilmediği anlaşılmaktadır. Davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2000/5112 Esas, 2000/5612 Karar sayılı bozma ilamı ile eksik araştırma inceleme yapıldığından bahisle kararın bozulmasına, İlk Derece Mahkemesince de bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Yargılama sonunda en son mahkemece davalılar lehine usulü kazanılmış hak bulunduğu gerekçesiyle 26.09.2018 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfiyle gösterilen 1.496,00 metrekarelik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karar bu defa hem davacı hem de davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yukarıda da açıkladığı üzere davacı, önceki kararı temyiz etmemiş olup bu nedenle davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan keşif sonrası ziraat mühendisi bilirkişinin hazırladığı 29.10.2018 tarihli raporunda; "dava konusu taşınmazda uzun yıllardır tarımsal faaliyette bulunulmadığı, toprak yapısının tarıma elverişli olmadığı, üzerinde imar/ihya çalışmasının yapılmadığı, çekişmeli yerin iktisaba elverişli kültür arazisi vasfında olmadığı" belirtilmiştir. Bunun yanında orman bilirkişisinin hazırladığı 15.10.2018 tarihli raporda da; "dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu" belirtilmiştir.
Bilindiği üzere, tapuda kayıtlı olmayan bir taşınmazın olağanüstü zaman aşımı ile kazanılabilmesi için, imar ihya gerektirmeyen taşınmazlar yönü ile taşınmazın çekişmesiz ve aralıksız olarak en az 20 yıldan beri malik sıfatı ile zilyet edilmesi, imar ihya gerektiren taşınmazlar yönünden ise masraf ve emek sarfı ile taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanmasını müteakip, bu koşulların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ne var ki, ziraat mühendisi bilirkişinin değerlendirmesi dikkate alındığında davacı lehine zilyetlikle kazanma süresi ve koşullarının oluşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile soyut yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

S O N U Ç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine,
Davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.