Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi istemli davadan dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde, davalı adına tapuda kayıtlı ... Köyü 269 parsel sayılı zeytinlik vasıflı 9.500 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın kısmen kesinleşen orman sınırları içinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ve davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, "davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile işaretli 815 metrekare bölümünün tapu kaydının iptaline, bu bölümün orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının elatmasının önlenmesine" dair ilk karar, davacı ... İdaresinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2008/5269 Esas, 2008/8706 Karar sayılı kararıyla "Orman İdaresinin kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiası ile açtığı ve aynı gün dairede incelenen bir çok dosyada uzman orman ve fenni bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda orman kadastro haritası ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenerek çakıştırıldığı ve buna göre çekişmeli taşınmazların orman tahdit hattına göre orman sınırları içinde kalan ve kalmayan bölümlerinin gösterildiğinin krokide sunulduğu, öncelikle değişik tarihlerde yapılan orman kadastro ve aplikasyon 2 nci madde ve 2/B madde çalışmalarına ilişkin orman tahdit evraklarının tamamının dosyalar içinde bulunmadığı, ayrıca uzman bilirkişilerce düzenlenen krokide gösterilen orman tahdit noktalarının komşu orman tahdit noktaları ile irtibatlı olarak uygulanmadığı, sadece tek parsel olarak uygulama yapıldığı, ada bazında veya yakın poligonlar ile irtibatlı olarak uygulama yapılmadığı anlaşılmakta olup, raporların bu hali ile yetersiz olduğu" gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen, "davanın kabulü ile 269 parsel sayılı taşınmazın (A2) ile gösterilen 1.062,89 metrekare kısmının orman vasfıyla Hazine adına; (B) harfi ile gösterilen kısmının 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı anlaşıldığından usul ekonomisi açısından (B) harfi ile gösterilen 8.437 metrekare kısmın Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine “6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığının” şerh verilmesine; davalının elatmasının önlenmesine" dair ikinci karar, davalının temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2010/8724 Esas, 2010/12477 Karar sayılı kararıyla "(A2) ile gösterilen kısma yönelik olarak hükmün onanmasına, (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden "Çekişmeli taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 8.437 metrekare kısmının yörede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman tahdidine göre orman sınırları içinde iken 1978 yılında yapılan 2 inci madde uygulaması ile Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazinenin davada taraf sıfatını almadığı ve bu kısma yönelik tescil talebinin bulunmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece; talep aşılarak (B) harfi ile gösterilen kısımda yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma kararından sonra Hazine vekili 16.06.2011 tarihli dilekçesiyle davaya müdahale talebinde bulunarak, 09.02.2010 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın tapu kaydının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen,"davacı ... İdaresinin (B) harfi ile gösterilen 8.437 metrekare kısma ilişkin davasının reddine, asli müdahil Hazinenin davasının kabulü ile (B) harfli bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline, davalının bu bölüme olan müdahalesinin men'ine" dair üçüncü karar, davacı ... İdaresi vekili ve davalının temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/7017 Esas, 2013/208 Karar sayılı kararıyla "Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.10.2010 tarihli ve 2010/8724 Esas, 2010/12477 Karar sayılı bozma kararı ile mahkemenin 29.11.2011 tarihli temyize konu kararının verildiği tarihten sonra yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun gereğince: 6831 sayılı Orman Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2., 2896 ve 3302 sayılı Kanunlar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet Ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usûl ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen, 19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun”, 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak, aynı tarihte yürürlüğe girmiş ve aynı Kanunla 17.10.1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16.02.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin, dava konusu taşınmazın niteliğine ve durumuna göre, görülmekte olan davaya etkisinin değerlendirilmesi için yerel mahkeme hükmünün bozulması gerektiğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra, çekişmeli 269 parsel sayılı 9500 metrekare taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi uyarınca 121 ada 11 parsel numarası verilerek 9.293 metrekare yüzölçümüyle yenileme tutanağı düzenlenmesi ve mülkiyete ilişkin dava bulunması nedeniyle malik ve nitelik hanesinin boş bırakılması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 5 ve 27 nci maddeleri gereğince tutanağın kadastro mahkemesine devredilmesi üzerine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dosyanın Menderes Kadastro Mahkemesine devrine; daha sonra da bu mahkemenin HSYK kararı ile kapatılması üzerine İzmir Kadastro Mahkemesine aktarılmasına karar verilmiştir.
İzmir Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde verilen, "taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin iptaline, 09.02.2010 tarihli rapora ekli krokide (A2) işaretli, yeşil renkli 1.062,89 metrekare bölümünün kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline dair kararın onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tapuya tesciline, (B) işaretli, kırmızı renkli 8437 metrekare bölümün 1978 yılında 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması ile VIII nolu 2 nci madde parseli içinde Hazine adına Orman sınırları dışına çıkartıldığından 6292 sayılı Kanun'un 9/2 nci maddesi gereğince durmasına," 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" belirtmesi yapılarak zeytinli tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline, mülkiyet hakkı davalı olmadığından tutanak ve dosyanın Menderes Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine ve kullanıcısı ...'dur ve davalıdır şerhinin beyanlar hanesine yazılmasına," dair karar, davacı ... İdaresi vekili ve müdahil davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2014/7611 Esas, 2015/1872 Karar sayılı kararıyla "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılacak çalışmalarda mülkiyet, vasıf değişikliği, intikal, harici taksim, ifraz vb. çalışmalar yapılamayacağı, evvelce yapılan kadastroya kapsam ve içerik yönünden hiçbir şey katılamayacağı, 22/2-a uygulaması, uygulama kabiliyeti olmayan yetersiz kadastro paftalarının ve harita tekniğine uymayan haritaların revize edilerek kadastro paftalarının yenilenmesi, yüzölçümlerinin ve teknik hataların düzeltilmesi işlem olduğu, hal böyle iken, kadastro mahkemesince yenileme kadastrosunun usulüne uygun olup olmadığı konusunda yöntemince araştırma yapılmadan ve bu konuda karar verilmeden, kadastro tutanağının malik hanesinin boş olduğu ve resen doldurulacağı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm oluşturulmuş, talep olmadığı halde kullanıcı şerhi de verildiği, o halde, doğru sonuca varılabilmesi için, mahkemece önceki bilirkişiler dışında görevlendirilecek bir fen elemanı (Harita Kadastro mühendisi) yardımıyla yeniden yapılacak keşifte, yenileme öncesi hazırlanan genel arazi kadastro paftası ve yenileme sonrası hazırlanan kadastro paftaları birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli taşınmaz ve geniş çevresi gösterilecek şekilde uygulama yapılmalı, 22/2-a maddesi kapsamında yapılacak çalışma esaslarını düzenleyen ve 29.11.2006 tarihli ve 26351 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" ile buna ilişkin 2007/10 sayılı genelge hükümleri gereğince yapılacak uygulamada, zemindeki sabit noktalardan yararlanılmalı, ilk parsel ile sonraki arasındaki sınır farkı varsa, farkın neden kaynaklandığı yöntemince belirlenmeli, yenilemenin sözü edilen yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı açıkça belirtilmeli, usulüne uygun olmadığı anlaşılırsa, yenilemeye itiraz bakımından dava kabul edilerek paftanın düzeltilmesine karar verilmesi, Orman Yönetimi vekilinin mülkiyete ilişkin talebi bakımından dosya genel mahkemeye aktarılması, 6292 sayılı Kanun kapsamındaki 2/B sahası ile ilgili karar da genel mahkemece verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İzmir Kadastro Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen, "İzmir ili Menderes ilçesi ... Köyü, İzmir ... mevkii, 268 kütük sayfa no'da kayıtlı eski 7 pafta, 269 parsel, 9.500 metrekare miktarında yeni L 18 C, 21A-3 pafta, 121 ada 11 parsel 9.293,88 metrekare miktarındaki taşınmazın uygulama tutanağı, davalı olması nedeniyle Kadastro Müdürlüğünce Mahkemeye gönderilmiş ise de yapılan yargılama sonunda 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince yapılan kadastro uygulamasının yasa ve yönetmeliğe uygun olduğundan İzmir ili, Menderes ilçesi, ... köyü, İzmir ... mevkii, 268 kütük sayfa noda kayıtlı eski 7 pafta 269 parsel, 9500 m2 miktarında yeni (L) 18 (C), 21A-3 pafta, 121 ada 11 parsel 9.293,88 metrekare miktarındaki taşınmazın uygulama tutanağındaki gibi tapuya tesciline, davacı ... İdaresi ile asli müdahil Hazinenin taleplerine ilişkin Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 23.03.2015 tarihli kararı ile genel mahkemelerin görevli olduğu belirlendiğinden mülkiyete ilişkin ve 6292 sayılı Kanun kapsamındaki 2/B sahası ile ilgili taleplerde mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli Menderes Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" dair kararın, davacı ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2018/232 Esas, 2018/3460 Karar sayılı kararıyla yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2018/232 Esas, 2018/3460 Karar sayılı onama kararı sonrası davacı ... İdaresi vekilinin 05.02.2019 tarihli dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dava dosyası Menderes Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Menderes 2. Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "Menderes Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/567 Esas, 2010/129 Karar sayılı ilamının A2 harfi ile gösterilen kısmının onanarak kesinleşmiş olması ve fakat taşınmazın yenileme kadastrosu geçirmesi sebebiyle A2 harfine ilişkin alan yönünden kararın infaz edilmediği gözetilerek; Davacının ve asli müdahilin tapu iptali ve tesciline yönelik talebinin kabulü ile İzmir ili Menderes ilçesi ... Mahallesi, 121 ada, 11 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi tarafından hazırlanan 15.06.2020 tarihli raporda (B) harfi ile göstenilen 515,74 metrekarelik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, İzmir ili Menderes ilçesi ... Mahallesi 121 ada 11 parsel sayılı taşınmazın fen birikişisi tarafından hazırlanan 15.06.2020 tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen 8.778,14 metrekarelik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile "6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır" belirtmesi yapılarak zeytinlik vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, davalının İzmir ili Menderes ilçesi ... Mahallesi 121 ada 11 parsel sayılı taşınmaza ilişkin elatmasının önlenmesine" karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Yörede 1949 yılında 3116 Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) gereğince yapılan orman kadastro çalışması ile daha sonra 1978,1984 ve 2002 yıllarında yapılan aplikasyon, 2 nci madde ve 2/B madde uygulamaları bulunmaktadır. Ayrıca dava tarihinden sonra 2013 yılında yapılan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi çalışması bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, infaz kabiliyeti olan bir karar tesisi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, daha önceki bozma ilâmlarına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2010/8724 Esas, 2010/2477 Karar sayılı kararıyla çekişmeli 269 parsel sayılı taşınmazın (A2) ile gösterilen 1.062,89 metrekare kısmının orman vasfıyla Hazine adına tesciline ilişkin hükmün onanması karşın, dava tarihinden sonra yörede yapılan 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi çalışması dikkate alınarak bu kısmın hükme esas 09.06.2020 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide B harfi ile gösterildiği, ne var ki bu kez yüzölçümünün 515,74 metrekare olarak ölçüldüğü ve anılan rapor esas alınarak karar verildiği, (A2) ve (B) harfi ile gösterilen alanların yüzölçüm farklılığının neden kaynaklandığı açıklanmadığı gibi, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/7017 Esas, 2013/208 Karar sayılı bozma ilamında işaret edilmesine karşın, 6292 sayılı Kanunun emredici hükümleri de gözetilmeksizin karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, dava konusu taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna ait ölçü çizelgesi, pafta örneği, hesap cetveli ve ölçü krokiler, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar gibi bilgi ve belgeler ile bunların yanında çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek; önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi ve üç kişilik harita mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2010/8724 Esas, 2010/12477 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilen hükme esas 09.02.2010 tarihli rapora ekli krokide (A2) harfi ile gösterilen bölüm ile en son hükme esas alınan 09.06.2020 tarihli rapora ekli krokide (B) harfi ile gösterilen bölüm yerinde tespit edilerek bu kısımların aynı yer olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, anılan bölümler arasında oluşan yüzölçüm farklılığının neden kaynaklandığı açıklattırılmalı, hükme esas alınan raporlar arasında oluşan çelişkiler giderilmeli; orman çalışma tutanaklarındaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Öte yandan, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin (a) bendi "Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine (2/A) veya (2/B) belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki (2/A) veya (2/B) belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir" hükmünü içermektedir.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan krokide (A) harfi ile gösterilen 8.778,14 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması kapsamında kaldığı belirlendiğine göre, 6292 sayılı Kanun'un anılan emredici hükmü gereğince "davacı Hazinenin 6292 sayılı Kanun gereğince davadan vazgeçmiş sayılmasına" karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; hüküm de çekişme konusu taşınmazın (A) ile gösterilen bölümüne ilişkin 6292 sayılı Kanun'un anılan emredici hükümleri gözardı edilerek karar verilmesi de usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... İdaresi vekili ile davalının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.