HÜKÜMLÜ: ...

1- Resmi belgede sahtecilik suçundan; 5237 sayılı TCK hükümlerince yeniden karar verilmesine yer olmadığına,

1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik hükümlü müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Olaya uygulanması gereken 5237 sayılı TCK. nun 204/1,62. maddeleri uyarınca alt sınırdan uygulama yapılması halinde dahi açıkça hükümlü aleyhine sonuç doğuracağından mahkemenin 5237 sayılı Yasa ile hükümlü lehine bir düzenleme getirilmediğinden önceki hükümde yer alan ağır hapis cezasının 5252 sayılı Yasanın 6. maddesi gereğince hapis cezasına dönüştürerek karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine göre, önceki mahkumiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece duruşma açılarak önceki hükmolunan ceza ile uygulanması gereken 5237 sayılı Yasa hükümlerinin denetime olanak verecek şekilde olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmuş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan hükümlü müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2-Dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik hükümlü müdafiinin temyiz itirazlarına gelince:
Kesinleşen hükümde, hükümlünün sabit kabul edilen eylemi, sahte olarak düzenlediği çeki kullanarak şikâyetçiyi aldatıp onun zararına kendisinin yararına haksız menfaat sağlamasından ibarettir. Mahkemece hükümlünün bu eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK.nun 503/1,59. maddeleri uyarınca uygulama yapılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.12.2004 gün ve 173/228 sayılı kararında açıklandığı gibi bankanın maddi varlıklarından olan çek kullanmak suretiyle işlenilen dolandırıcılık eylemleri “bankanın araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturmaktadır. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.06.2009 gün ve 114-161 sayılı kararında açıklandığı üzere lehe Yasa uygulamasında, önceki hükümde uygulanan maddeler değil, sabit kabul edilen olaya her iki Yasanın ilgili tüm hükümleri uygulanmak suretiyle tayin edilecek sonuçlar karşılaştırılacaktır. Aksi hal önceki yanılgılı uygulamaların benimsenerek, bu yanılgılara, yeni yanılgıların eklenmesi sonucunu doğuracaktır. Bu açıklamalar ışığında lehe yasanın somut olaya uygun bulunan 5237 sayılı TCK.nun 158/1-f,62,52 ve 53. maddeleri uygulanarak sonucuna göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı TCK.nun uygulanma yeri bulunmayan 157/1. maddesi uyarınca karşılaştırma yapılması,
Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.09.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.