Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2017 tarihli ve 2017/21 Esas, 2017/169 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkrası, 62 ve 52 nci maddesi uyarınca 3480 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın 15 taksitte tahsiline,
2. (1) nolu bölümde belirtilen karara yönelik O yer Cumhuriyet savcısı, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 08.02.2018 tarih ve 2017/3066 Esas, 2018/155 Karar sayılı kararıyla, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 43,62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 8840 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın 20 eşit taksitte tahsiline,

Karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle, usûl ve yasaya aykırı karar verildiğine, adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğine, eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, yöntemince delillerin toplanmadığına, maddi gerçeğin ortaya konmadığına, suça konu fiilin net ve somut olarak belirlenmediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın cezalandırılması için şüpheden uzak hiçbir delilin bulunmadığına, varsayımlara dayalı olarak hüküm kurulduğuna, Avrupa İnsan Hakları, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarının dikkate alınmadığına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2182 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının ve sanığın haksızlığa uğradığının gözetilmediğine ve 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinin tatbik edilmesine yöneliktir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın facebook ve twitter isimli sosyal medya hesaplarında yapmış olduğu paylaşımlarla katılana yönelik hakaret suçunu işlediği, sanık savunması, katılan vekili beyanları, yapılan paylaşımlara ilişkin ekran görüntülerine dair çıktılar ve tüm dosya kapsamıyla İlk Derece Mahkemesince kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluştuğuna dair İlk Derece Mahkemesinin kabulü yerinde görülmüş ancak, sanığın hakaret eylemlerini, kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle ve birden fazla kez gerçekleştirmiş olduğunun gözetilmemesi ve temel cezanın karışıklığa mahal verecek şekilde belirlenmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunan İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm kaldırılarak, sanık hakkında hukuki süreç kısmının (2) nolu bölümünde belirtildiği şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.

Sanık savunması, katılan vekili beyanları, davaya konu paylaşımlara ilişkin çıktılar ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın mahkûmiyetine dair Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı belirlenmekle, 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile maddi ceza hukukuna ilişkin sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2024 tarihinde karar verildi.