Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/252 Esas, 2014/483 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan,5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) benti uyarınca beraat kararı verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği; mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması ile re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

1.Katılanın, sanık ...'na ait olan firmadan henüz inşaatı başlamamış bir projeden daire satın aldığı ve 30.000 TL peşinat olarak ödediği, ancak bugüne kadar inşaatın başlamadığı, ruhsat dahi alınmadığı, olmayan yer için tanıtım ve reklam yapıldığı iddia edilmiştir.

2.Mahkemece tüm dosya kapsamına dayanılarak sanığın dolandırıcılık kastıyla hareket etmediği taraflar arasındaki ihtilafın hukuki nitelikte olduğu kabul edilerek sanık hakkında temyize konu beraat hükmü kurulmuştur.

Katılanın, sanığa ait olan firmadan henüz inşaatı başlamamış bir projeden daire satın aldığı ve 30.000,00 TL peşinat ödediği, ancak suç tarihine kadar inşaatın başlamadığı, ruhsat dahi alınmadığı, olmayan yer için tanıtım ve reklam yapıldığı iddia edildiği olayda, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti ve sanığın en başından itibaren suç işleme kastıyla hareket edip etmediğinin tespiti amacıyla, sanığın suç tarihi ve öncesinde müteahhitlik yapıp yapmadığının ve tamamladığı konutlar olup olmadığının araştırılması, sanığın iddia edilen parsel üzerinde yapmayı vadettiği inşaat için belediyeye herhangi bir proje ruhsat başvurusu yapıp yapmadığı, inşaatın onaylı bir mimari projesinin bulunup bulunmadığı, satıcı ile katılan arasında imzalanan 21.02.2013 tarihli emlak satış sözleşmesinde satıcı olarak görünen ... Yapı Aş. ile ... . San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ticaret sicil kayıtlarında ortakları ile temsilcilerinin kim olduğu araştırılarak, sözleşmeyi satıcı adına kimin imzaladığının ve yetkili olup olmadığının, inşaatın yapılacağı arsaların tapu kayıtlarının getirtilerek gösterilen arsaların sahibinin sanık veya varsa şirketlerin olup olmadığının tespiti,; söz konusu parsellerin tevhit edilmesi için Belediye Başkanlığına yapılan başvurunun tarihinin araştırılması, arsa sahibi satıcıdan farklı ise beyanına başvurulması ve inşaat proje çalışmasının yapılıp yapılmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2014 tarihli ve 2014/252 Esas, 2014/483 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.