SUÇLAR: Resmi Belgede sahtecilik, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2014/1246 Esas, 2016/689 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62,51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2.Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62,52,51 ve 53 üncü maddesi uyarınca erteli 1 yıl 15 gün hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

1.Katılan mahkemece sanık hakkında yasa hükümleri eksik uygulandığı, temel ceza belirlenirken alt sınırda belirlendiği, sanık hakkında verilen cezaların caydırıcı nitelikte olmadığı ile re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

2.Sanık müdafinin temyiz isteği; sanığın atılı suçları işlemediği, suça konu belgenin aslı olmadan davanın açıldığı ve belgenin aslı olamadan yazı ve imza incelemesinin yapılmasının hukuki bir dayanağı bulunmadığı ile re'sen gözetilecek hususlara ilişkindir.

Sanığın oğlu ile katılanın yemek sektöründeki .... San. Tic. Ltd. Şti. isimli şirketi ortak olarak kurdukları, sanığın bu şirketi temsile yetkili müdür olduğu ve şirket adına mal alımı ve ödemelerde yetkili bulunduğu, şirket işlemlerini yaparken tahsil ettiği çekleri şirket hesabına işlemediği, bu şekilde tahsil edilen paraların bir kısmını şirket hesabına koymayarak uhdesinde bulundurduğu, ayrıca kendi hesabından kestiği Vakıfbank'a ait 14.01.2014 tarihli 5.400,00 TL bedelli, Finansbanka ait 13.01.2014 tarihli 12.850,00 TL bedelli çekleri katılan ... adına sahte imza ile ciro ederek piyasaya sürdüğü bu şekilde atılı suçları işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Suça konu çeklerin aslının Adli Emanette bulunmadığı, dosya kapsamında ise yalnızca fotokopisinin bulunduğu anlaşılmakla, suça konu belge aslının araştırılması, bulunamaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı, aslı bulunamayan evrakın aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği, fiili iğfalin aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edildiğinden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluşmayacağı, belge aslının temini halinde ise, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu belgelerin muhatap banka veya takas odası gibi ilgili yerlerden de araştırılarak temini halinde asıllarının sanığa gösterilerek inkarı halinde imza ve yazı incelemesi de yaptırılarak ayrıca duruşmada incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, aldatıcılık niteliği ile TTK'da öngörülen zorunlu unsurlarının bulunup bulunmadığının ve hukuki sonuç doğurmaya elverişli olup olmadığının gerekçeli kararda tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan Kanun maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği de dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun ise katılan şirket yetkilisine karşı işlendiğinin kabul edildiği, dolayısıyla sanığa isnat edilen resmi belgede sahtecilik suçu ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılmasından sonra sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmü hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Uşak 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2016 tarihli ve 2014/1246 Esas, 2016/689 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden resmi belgede sahtecilik ve başkaca yönleri incelenmeyen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarınından kurulan hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2024 tarihinde karar verildi.