Taraflar arasında görülen davada Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2009 gün ve 2009/57-2009/150 sayılı kararı bozan Daire’nin 04/04/2011 gün ve 2009/11413-2011/3771 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdindeki çek hesabından alınmış çek yapraklarından bir adedinin çalındığını, sahte olarak tanzim edilerek davalı banka tarafından sahte kimlikli dava dışı Turan Özer isimli kişiye ödeme yapıldığını, davalı banka çalışanın kasıt ya da ihmaliyle bu zararın oluşmasına neden olduğunu ileri sürerek, 14.800,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımı, husumet ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı bankanın çalıştırdığı elamanın kusurundan BK 55. maddesi uyarınca sorumlu olduğu ancak ceza soruşturmasında çalışan hakkında takipsizlik kararı verildiği ve davalı bankanın kusursuz olması nedeniyle husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04/04/2011 tarihli kararı ile bozulmuştur.

Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 29/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.