İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesi gereğince temyiz edilebilir hale geldiği, 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.02.2017 tarihli ve 2016/369 Esas, 2017/36 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.080 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın 12 eşit taksitte tahsiline,
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin 13.02.2018 tarih ve 2017/1996 Esas, 2018/320 Karar sayılı kararıyla, sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, sanığın atılı suçu işlemediğine, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmadığına, kararın gerekçesiz olduğuna, hakkaniyete ve ölçülülük ilkesine aykırı hüküm kurulduğuna, eksik araştırma ve inceleme yapıldığına, delillerin yöntemince tartışılıp değerlendirilmediğine, savunma tanıklarının dinlenmediğine, keşif yapılmadığına, tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğine, savunma, doğrudan doğruya soru sorma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine, haksız tahrikin uygulanmadığına, temel cezanın doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca belirlenmediğine, erteleme talebinin değerlendirilmediğine ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Üniversite araştırma ve uygulama merkezinde müdür olan sanığın, laboratuvarda çıkan tartışma sırasında araştırma uzmanı olan katılana yönelik hakaret niteliğinde sözler söylediği, sanığın kısmi ikrar içeren savunması, katılan beyanı, tanıklar A.Y., T.M., C.K., P.A., M.K., Z.B., S.Ç. ve N.P.T.'nin anlatımları ve tüm dosya kapsamıyla İlk Derece Mahkemesince kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesince bir isabetsizlik görülmeyip, sanık hakkında kurulan hükümde "temel ceza doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi gereğince belirlenmemiş ise de bu hususun sonuca etkili olmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar nazara alındığında basit yargılama usulünün uygulanması için gerekli koşul oluşmadığından Tebliğname'deki bu sebep yönünden bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenlere yerinde görülmemiştir. Ancak;
Sanığın aşamalardaki savunmasında, katılanın araştırma kapsamındaki çalışmalara katılmadığını, dalga geçer tarzda konuştuğunu, kendisine bağırdığını ifade etmesi ve bu anlatımının bir kısım tanık beyanlarıyla desteklenmesi karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi değerlendirilip, eylemlerin öncelik sonralık ilişkisi de dikkate alınıp tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesinden sonra sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesi uyarınca Edirne 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2024 tarihinde karar verildi.