Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı menfi tespit davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin kiracı olduğu taşınmazı 25/03/2011 tarihinde tahliye ettiğini, tahliyeye kadar olan kira bedellerinin davalıya elden ödendiğini, kira borcu olmadığı halde davacının hakkında takip başlattığını belirterek Antalya 9.İcra Müdürlüğünün 2011/3054 Esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevabında, davacının bildirimde bulunmadan ve kira borcunu ödemeden kiralananı boşalttığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davada dayanılan ve hükme esas alınan 05/09/2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedelinin her ayın beşinci ila onuncu günü arasında ödeneceği, özel şartlar bölümünün 2. maddesinde bir aylık kira bedelinin ödenmemesi halinde diğer aylar kira parasının muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Davalı alacaklı vekili, bu sözleşmeye dayanarak, 04.04.2011 tarihinde davacı hakkında başlattığı icra takibi ile 2010 yılının Ekim ila 2011 yılının Mayıs ayları arasındaki sekiz aylık kira bedeli 3.600 TL kira bedelinin tahsilini istemiştir.
Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanun'unun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanun'unun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun taşınmazın konut olarak kiralanması nedeniyle davacı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle takip tarihi itibariyle 2011 yılının Nisan ve Mayıs ayları kiraları muaccel olmadığından, muacceliyet koşulu gereğince istenen 2011 yılının Nisan ve Mayıs ayları kira bedelleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Ayrıca davacı taşınmazın 25/03/2011 tarihinde tahliye edildiğini ve tahliye tarihine kadar olan kira bedellerinin davalıya elden ödendiğini belirterek eldeki davayı açmıştır. Kiralananın anahtarının usulüne uygun şekilde kiraya veren davalıya teslim edildiğini yazılı delillerle kanıtlama yükümlülüğü davacı kiracıya aittir. Anahtar teslim edilmediği sürece kiralananın kiracının kullanımında olduğunun kabulü gerekir. Davacı kiracı anahtar teslimini ve ödeme iddiasını yazılı delille kanıtlayamamıştır ancak dava dilekçesinde yasal deliller demek suretiyle yemin deliline de dayandığından, davacıya tahliye tarihi ile takip konusu 2011 yılının Ocak, Şubat ve Mart ayları kira bedelinin elden ödendiği hususlarında davalıya yemin teklif etme hakkı olduğunun hatırlatılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 02/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.