Davacı, yaşlılık aylığından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisinin iptaliyle, yapılan kesintilerin yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve bozma kararına uygun karar verilmesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı, 1479 sayılı Yasa kapsamında kurumdan yaşlılık aylığı ve Ocak 2003 tarihli düzenleme ile sosyal destek ödemesi aldığını müteveffa eşi ... ' den aldığı ölüm aylığına da Kurumun hatalı işlemi sonucu sosyal destek ödemesi tahakkuk ettirildiğini, daha sonra birden fazla sosyal destek ödemesi alınamayacağından bahisle davalı Kurumca yersiz ödenen miktarın talep edildiğini belirterek, Kurumun hatalı işlemi ile ödediği miktarla borçlu bulunmadığının tesbitini talep etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin 13.5.2010 tarihli bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bakanlar Kurulunun 15.1.2003 tarih ve 2003/5145 sayılı Kararnamesi ve eki Karar doğrultusunda 01.01.2003 tarihinden itibaren sosyal destek ödemesi yapılması kararlaştırılmış olup Kararın 3.maddesine göre 1479 ve 2926 sayılı Yasa'lara göre iki aylığı alanlara bu aylıklardan birisi için sosyal destek ödemesi yapılması gerektiği, 6/3 maddesine göre yersiz yapılan sosyal destek ödemelerinin ilgilinin varsa almakta olduğu aylıklardan % 25 oranında kesilmek suretiyle, yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı belirtilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 6111 sayılı Yasa'nın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasa’nın 96/b maddesinde; " Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
./.
-2-
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,
itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü düzenlenmiştir.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucu da yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyeceklerdir. Ancak devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni yasa veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesi değil ani etkisi söz konusudur. Sosyal güvenlik hukukunun ilgi alanı kamusal olup otoritesi kamu düzenini ilgilendirmektedir. Bu nedenle sosyal güvenlik hukuku ile ilgili yasalar yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurur. Bu açıklamalar karşısında sigortalı yararına olan ve 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa'nın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın 96.maddesinin tamamlanmamış hukuki durumlara uygulanacağının kabulü gerekir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının eşinin ölümü üzerine ölüm aylığı ve sosyal destek ödemesi aldığı, 1.1.2005 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığı ile birlikte ikinci bir sosyal destek ödemesi daha almaya başladığı, Kurumun 16.10.2007 tarih ve 166908 sayılı yazısı ile davacıya ikinci kez ödenen sosyal destek ödemesinin kesilmesine karar verdiği ve 27.10.2007 tarihinden itibaren 3.364,75 TL yersiz ödemenin davacının aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmeye başlandığı, davacının yaşlılık ve ölüm aylığı ile birlikte birden fazla aldığı sosyal destek ödemesini iade ile yükümlü olduğunu bilebilecek durumda olduğu, 5510 sayılı Yasa'nın 96/b maddesine göre Kurumun hatalı işlemini tespit tarihi olan 16.10.2007 den geriye doğru 5 yıl içinde yapılan yersiz sosyal destek ödemesini geri isteme hakkının bulunduğu anlaşılmaktadır.
./.
-3-
Somut olayda; 5510 sayılı Yasa’nın 96. maddesi gereğince Kurumun kusurlu olduğu işlemler sonucu yapılan yersiz ödemeleri geri alma hakkı bulunduğuna yönelik mahkemenin kabulü yerinde ise de Kurumun 5510 sayılı Yasa'nın 96/b maddesi gereğince yersiz ödeme miktarını belirleyerek ödemesi için davacıya 3 aylık süre vermeden Kanun'un 96/3 ve Kararnamenin 6/3 maddesine göre yersiz yapılan sosyal destek ödemesini davacının almakta olduğu aylıklardan kesinti yoluyla tahsil etmesi doğru değildir.
Yapılacak iş; davaya konu istem ile ilgili olarak 5510 sayılı Yasa’nın 96/b maddesi doğrultusunda inceleme yapmak ve davacının geri iade etmekle sorumlu bulunduğu asıl alacak ve birikmiş faiz miktarını belirleyip sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.