Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaliyle, tüm özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine, yürütmenin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
Davacı, 3201 sayılı Yasa'ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve yaşlılık aylığının yasal faiziyle birlikte ödenmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı yararına olan 5997 sayılı Yasa'nın 14.maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesinin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara da uygulanacağı kabul edilerek Kurum işleminin iptaline, davacının, alacağa yönelik davasını takip etmeyeceğini belirtmesi nedeniyle HUMK'un 409.maddesine göre yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 506 sayılı Yasa kapsamında 165 gün ve 1479 sayılı Yasa kapsamında 8756 gün ve 3201 sayılı Yasa kapsamında 140 günlük yurtdışı borçlanması ile birlikte toplam 9061 prim ödeme günü karşılığında 1.2.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 29.8.1996-14.12.2009 tarihleri arasında ... Gıda Tur.San.Tic.Ltd.Şti'nin kurucu ortağı olması nedeniyle 1479 sayılı Yasa'nın 24.maddesinin I/d bendine göre sigortalı olduğu ve anılan şirketin 29.8.1996 tarihinden itibaren vergi kaydı bulunduğu, davacının büfe işletmeciliği yaparak geçimini sağladığı, 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa'nın 5754 sayılı Yasa'nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre; ”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.”
-/-
-2-
5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, 5997 sayılı Yasa'nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa'nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunun da yöntemince araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda davacı, şirket ortaklığı ile birlikte büfesini de devrederek ticari faaliyetine son verdiğini iddia etmesi karşısında, davacının çalışmasının 19.06.2010 tarihinden önce sona erdiği belirlenir ise bu tarihten, çalışmasının 19.06.2010 tarihine kadar devam ettiği belirlenir ise Yasa'nın açık hükmü karşısında Yasa'nın yürürlük tarihinden itibaren yaşlılık aylığını yeniden bağlaması gerektiği ortadadır.
Yapılacak iş, davacının büfe işletmeciliği nedeniyle vergi, oda ve esnaf ve sanatkar siciline kaydı bulunup bulunmadığını ilgili yerlerden sormak zabıta araştırması yapmak, tarafların gösterecekleri tanıkları ve komşu işyeri tanıklarını dinlemek, davacının çalışmasının hangi tarihte son bulduğunu yöntemince belirlemek, davacının çalışmasının 19.06.2010 tarihinden önce sona erdiği belirlenir ise bu tarihten, çalışmasının 19.06.2010 tarihine kadar devam ettiği belirlenir ise Yasa'nın açık hükmü karşısında Yasa'nın yürürlük tarihinden itibaren yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.9.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.