Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; alt sınırdan ceza tayinine ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
2.Sanık müdafinin temyiz sebepleri; suça konu sigaraların kişisel kullanım kapsamında kaldığına, mahkûmiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulmasına ilişkindir.
1.20.09.2013 tarihinde saat 18: 45 sıralarında, uygulama noktasına gelen sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste, önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, bagaj kısmında sanığa ait üç adet valiz içerisindeki dört çeşit toplam 78 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2.Önleme araması kararının 04.09.2013-19.09.2013 tarihleri arasını kapsadığı, buna göre 20.09.2013 suç tarihine özgü önleme araması kararının dosyada bulunmadığı anlaşılmıştır.
3.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onuncu fıkrasına aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
4.Sanık bozma öncesindeki savunmasında; suça konu sigaraları içmek ve hediye amaçlı bulundurduğunu, ticari amacının olmadığını beyan etmiş, bozma sonrası alınan savunmasında ise, önceki beyanlarını tekrar ettiğini, suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödeyecek maddi gücünün bulunmadığını beyan etmiştir.
5.Olay tutanağı, savunma ve dosya kapsamına göre suça konu sigaraların kaçak olduğu anlaşılmıştır.
6.Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.
20.09.2013 tarihinde, uygulama noktasına gelen sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste, Muradiye Sulh Ceza Mahkemesinin 03.09.2013 tarihli ve 2013/323 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, bagaj kısmında sanığa ait üç adet valiz içerisindeki toplam 78 karton kaçak ve bandrolsüz sigara ele geçirildiği cihetle; bahse konu önleyici arama kararının 04.09.2013 tarihi saat 24: 00 dan 19.09.2013 tarihi saat 24: 00 a kadar geçerli olup suç tarihi olan 20.09.2013 tarihini kapsamadığı, bu haliyle dosya kapsamına göre, sanık ve kaçak eşya konusunda mahkemece verilmiş bir arama kararı olmadığı gibi, gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama kararının da bulunmadığı, buna göre, yapılan aramanın usul ve kanuna aykırı olduğu ve ele geçen delillerin de hukuka aykırı delil niteliğinde olup, Anayasa'nın 38 inci maddesinin altıncı fıkrasının “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez.” hükmü ve yine 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrası (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrası da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, kanuna aykırı elde edilenlerin ise hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri karşısında; hiç bir aşamada suçlamayı kabullenmemiş olan sanık hakkında hukuka aykırı şekilde elde edilen ve kaçak olduğu anlaşılan eşyanın hükme esas alınamayacağı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
1.Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un üçüncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları gereği uygulama yapılması,
2.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanığa bildirilmesi gerekirken indirim oranının 1/3 olarak bildirilmek suretiyle sanığın yanıltılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Muradiye Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.03.2021 tarihli ve 2020/375 Esas, 2021/237 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.