HÜKÜMLER: Mahkumiyet

Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükümlerin sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanıklar hakkında 2863 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 74/1,5237 sayılı Kanun'un 62/1,53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 27.12.2020 tarihli, 2016/393074 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdii olunmuştur.

Sanık ...'ın temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, meraktan kazmak istediklerine, zarar verme kastlarının olmadığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'ın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'ün temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'un temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'ın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'in temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Sanık ...'ün temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, dava konusu yerin tarihi yer olduğunu bilmediklerine, suç tarihinden sonra sit alanı ilan edildiğine, meraktan kazmak istediklerine, çok az miktar kazdıklarına, lehe hükümlerin uygulanmadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.

Mahkemece, 19.01.2014 tarihli yakalama ve üst arama tutanağı, 19.01.2014 tarihli olay yeri görgü tespit tutanağı, sanıkların samimi ikrarları, yapılan keşif sonrası ibraz edilen bilirkişi raporlarından; olay günü kaçak kazı ihbarı üzerine kolluk ekiplerince olay yerine intikal edildiğinde, sanık ...'ın çalışma eldiveni ile yakalandığı, sanık ...'ın devriye görevi yapan kolluk kuvvetlerince yakalandığı, diğerlerinin ise sonradan yapılan tespitler ile belirlendiği, yapılan keşif sonrası Dr...'ın 19.06.2016 tarihli raporundan kazı yapılan alanın sit alanı olduğu, kazı yapılan yerin Roma Dönemine ait Paphlaponia bölgesine özgü tümülüs mezar örneği olduğu, kazı nedeniyle mezarın özgün yapısına çok büyük oranda zarar verildiğinin tespit edildiği, sanıkların eylemleri sabit görüldüğü gerekçesiyle cezalandırılmalarına, cezalarının tayininde de mezarın ilk bakışta tarihi nitelik taşıdığının anlaşılabilmesine (fotoğraflardan ve gözlemdeki taşların niteliği) rağmen kazı yapmaları, çukurun genişliği ve derinliği nedeniyle kastının yoğunlukları ve meydana gelen zarar nedeniyle alt sınırdan uzaklaşılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.

Mahallinde icra edilen keşif neticesinde alınan arkeolog bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki belgelerden, dava konusu yerin suç tarihi itibariyle tescilli sit alanı olmadığı ama Roma Dönemine ait tümülüs olması nedeniyle 2863 sayılı Kanun'un 6. Maddesi kapsamındaki korunması gerekli kültür varlığı niteliğinde olduğu, suç tarihinden sonra arkeolojik sit alanı olarak tesciline karar verildiği anlaşılmıştır.

1.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Kurulan Hükümler Açısından;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2.Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Açısından;
UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'ın 09.02.2019 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA;

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.06.2024 tarihinde karar verildi.