SAYISI: 2019/156 E., 2020/60 K.
Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; Devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma suçu yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden ise daha önce bölge adliye mahkemesi incelemesinden geçmediğinden temyiz edilebilir bir karar olmadığı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 12.03.2019 tarihli ve 2018/2496 Esas, 2019/1648 sayılı bozma kararı üzerine;
1.Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi 19.03.2020 tarihli ve 2019/156 Esas, 2020/60 sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet karar verilmiştir.
b.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bendleri,3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddeleri uyarınca mahkumiyet karar verilmiştir.
2. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.09.2020 tarihli ve iade ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle;
1.Yerel mahkemenin mahkumiyet kararı ve gerekçesi somut hiçbir delile dayanmadığına,
2.Mahkemenin, CMK'nın 149/2 hükmü gereğince müdafi sayısını 3 ile sınırlandırarak, sanığın avukat yardımından yararlanma hakkını kısıtladığına,
3.Mahkumiyet kararı, zorlama yorum ve varsayımlara dayandırıldığına ve sanığın suçlamaları işlediğine dair kesin, inandırıcı ve somut delil bulunmadığına,
4.Yerel mahkemenin usule ve kanuna aykırı hareket ettiğine, sanığın kazanılmış haklarının gözetilmediğine ve önceki cezanın dikkate alınmadığına,
5.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden suçun unsurlarının oluşmadığına ve bu suçtan dolayı yeniden iddianame ile dava açılmasının hukuken mümkün olmadığına,
6.Delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiği ve bu delillerin hükme esas alınamayacağına,
7.Sanığın teslim olma sürecinin ve savunmalarının göz ardı edildiğine ve somut delillerin dikkate alınmadığına,
8.Gizli tanık beyanlarının çelişkili ve güvenilmez olduğuna, bu beyanların hükme esas alınamayacağına ve gizli tanık beyanlarının yan delillerle desteklenmediğine,
9.PVSK’nın Ek 6 ncı maddesine aykırı olarak yapılan teşhis işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna,
10. Sanığın suçsuzluğunu ispat eden delillerin göz ardı edildiğine ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
11.Sanığın tahliye edilmesi gerektiğine, zira tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığına ve pandemi nedeniyle sağlık risklerinin göz önünde bulundurulması gerektiğine,
12.Yerel mahkeme kararının usule, kanuna, hukuka ve yüksek yargı kararlarına aykırı olduğuna,
13.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara
İlişkindir.
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
1.Bozma kararı sonrasında yeni bir iddianame düzenlendikten sonra açılıp iş bu dosya ile birleştirilen ve daha önce Bölge Adliye Mahkemesinin incelemesinden geçmediği anlaşılan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesi kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilme yapılarak bir karar verildikten sonra istemde bulunulması halinde temyiz incelemesi yapılması gerektiğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden dosyanın incelenmeksizin iadesine kararı vermek gerekmiştir.
2.Sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükmünün gerekçesinde, bozma öncesi kararda sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılıp hakkında aleyhe temyiz de bulunmadığı dikkate alınarak kazanılmış hakkının saklı tutulduğu şeklinde gerekçelere yer verilmesi suretiyle hüküm ile gerekçe arasında karışıklık oluşturulması ve bozma öncesi kararda sanık hakkında aleyhe temyiz bulunduğu dikkate alınmayarak uyumsuz gerekçe kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle;
1. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden hükümler istinaf incelemesi görmeden gelmekle, sanık ve müdafilerinin temyiz talepleri istinaf talebi olarak kabul edilip mahallinde incelenmek üzere temyiz incelemesi yapılmaksızın dava dosyasının, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
2.Sanık ve müdafiilerinin temyiz istemi gerekçe kısmında açıklanan 2 nolu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin,19.03.2020 tarihli ve2019/156 Esas, 2020/60 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma gerekçesi dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.