Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 317 ada 4 parsel sayılı 4608,72 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve harici bağış işlemi nedeni ile davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, başka bir tapu kaydına dayanarak taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 29.09.2011 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
Kadastro sırasında dava konusu taşınmaz tapu kaydına ve haricen bağışa dayanılarak davalı adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine ayrı bir tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece Hazinenin taraf olduğu tescil ilamıyla oluşan davalı tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulmasında isabetsizlik yok ise de; davalı tarafın dayanağı olan 28.06.1988 tarih 11 sayılı kök tapu kaydı 7840 m2 olup tescil ilamıyla oluşmuştur. Daha sonra kamulaştırma nedeniyle ifraz edilerek 5864 m2 kısmının dava dışı 317 ada 3 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü, 1976 m2'lik kısmının ise dava konusu 317 ada 4 parsel sayılı taşınmaza 4608,72 m2 yüzölçümüyle revizyon gördüğü dosya içeriğiyle anlaşılmaktadır. Davacı Hazinenin dayanağı 3.3.1971 tarihli 60 sayılı tapu kaydı ise 2000 m2 olup idari yoldan oluşturulmuştur. Gerek davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydı, gerekse davalı dayanağı tapu kaydının haritası bulunmaktadır. Hal böyle olunca, 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesi uyarınca taraf tapu kayıtlarının usulen haritaları uygulanarak kapsamlarının haritaları ile belirlenmesi, davalı tapu kaydının ifraz kaydı olduğu ve ifraz tapu kaydı kapsamının ancak kök tapu kaydı içerisinde aranacağı dikkate alınarak kök tapu ve ifraz tapu kaydının kapsamında kalan kesim yönünden yine aynı şekilde davalı tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulması, ancak davalı tapu kaydının kapsamı dışında kalan kesim bulunduğunun saptanılması halinde Hazine tapu kaydının değerlendirilmesi gerekirken bu şekilde bir uygulama yapılmaksızın davalı tapu kaydının taşınmazı kapsadığı kabul edilerek hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olup, bu nedenle hükmün bozulması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.