HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2013 tarihli ve 2013/288 Esas, 2013/1086 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 1 yıl hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2013 tarihli ve 2013/288 Esas, 2013/1086 Karar sayılı kararının sanıklar ve katılan tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 31.05.2017 tarihli ve 2015/13633 Esas, 2017/12619 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına dair delillerin değerlendirilmesi görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olması nedeni ile görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma ilamı üzerine verilen görevsizlik kararının akabinde Yargıtay 5. Ceza Dairesince ağır ceza mahkemeleri arasındaki yetki uyuşmazlığı giderilmiştir.
4. Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/674 Esas, 2019/232 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaleti ile 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanık ... temyizinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğu, suçun tarafından işlenmediğinin sabit olduğu, beraati gerektiği, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmadığı, gözaltı ve tututkluluk sürelerinin mahsubu gerektiği, delillerin tamamının toplanmadığı, uygulanan kanun maddelerinin yanlış olduğu gerekçeleri ile ve re'sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması istenmiştir.
2. Sanık ... temyizinde özetle; yargılamanın usulen eksik, kararın usul ve esasa aykırı olduğu, suç kastına dair yeterli delil bulunmadığı, suç kastı olsa bile yargılama sırasında pişmanlığının açıkça görüldüğü, iyi hal indirimi uygulanmadığı, adına açılmış diğer davaların dikkate alınmadığı, açılan davalar ve verilen cezalar gözetildiğinde ıslah etme amacını aşar şekilde mağduriyetine yol açtığı, sırf ekonomik durumu kötü diye zararı giderememesinin kötüniyet olarak değerlendirildiği gerekçeleri ile ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
1. Katılanın cep telefonundan aranarak kendisini emniyet memuru olarak tanıtan sanığın katılanın bankaya 19.000,00 TL yatırmasını sağlayarak katılanın zararına sanıkların menfaat temin ettikleri iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık ... özetle; kredi kartını borçlarını erteletmek için kardeşi olan diğer sanığa verdiğini, onunda bu işi yapan kişiye verdiğini, olay günü sabah bir erkek şahsın kendisini arayarak hesabına para yatacağını söylediğini, kendisinin ise beklentisi olmadığı için yatırmayın dediğini, sonra kardeşi diğer sanığa anlatınca, kardeşinin "bizim toptancının parasıdır istersen insanlık namına git bak" dediğini, gidip baktığımda 20.000,00 TL bulunduğunu, bu parayı çekip kardeşi diğer sanığa verdiğini, onun da toptancıya verdiğini savunmuştur.
3. Sanık ... özetle; kendisinin görüştüğü, alışveriş ilişkisi olan bir toptancının hesaplarında haciz olduğunu, ticaret karşılığı gelecek paralarının bulunduğunu söyleyerek kendisinden hesap numarası istediğini, kendisinin de durumu iyi olmadığından abisi olan diğer sanığın hesabına yatırabileceğini söylediğini, hesaba gelen 20.000,00 TL yi bu kapsamda sanarak çekip kendisine verdiklerini, dolandırıcı olduğunu sonradan öğrendiklerini savunmuştur.
4. Katılan özetle, iddia yönünde beyanda bulunmuştur.
5. Dosya kapsamından, uzlaştırmanın gerçekleşmediği anlaşılmıştır.
1. Sanıkların gözaltında ve tutuklulukta geçen süresinin hükmedilen cezasından, 5237 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi gereğince mahsubunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıkların yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/674 Esas, 2019/232 Karar sayılı kararında sanıklarca öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanıkların temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.