Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102/1,53. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2012 tarihli ve 2011/698 Esas, 2016/344 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Kanun'un 102/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5 maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi ve mahkemesine ihbarda bulunulması üzerine Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2016 tarihli ve 2015/1534 Esas, 2016/384 Karar sayılı kararı ile sanığın; cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 102/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın Temyiz İsteği

Olay sırasında uyku halinde olduğuna ve bilinçli olarak katılana dokunmadığına, katılanın kendisine iftira attığına, mahkumiyet kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.

1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Sanığın aşamalarda uyuduğu esnada gayri ihtiyari olarak katılana dokunması ile katılanın bağırmaya başladığını belirtmesi karşısında, sanığın katılana tam olarak dokunup dokunmadığının tespitine yönelik bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.06.2024 tarihinde karar verildi.