Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.03.2011 tarihli 2007/250 Esas, 2011/138 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca adlî para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesine, neticeten 21.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve 4 eşit taksitlendirmeye karar verilmiştir.

2. Kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 13.01.2015 tarihli ve 2013/14180 Esas, 2015/776 Karar sayılı ilâmıyla bozulması üzerine Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin
09/07/2015 tarihli 2015/164 Esas, 2015/692 karar sayılı ilamıyla sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 29 ve 62 nci maddeleri uyarınca 9 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 22.10.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

3. Ordu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2017 tarihli ve 2017/117 Esas, 2017/377 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on birinci fıkrası uyarınca hükmün 2 numaralı bentte belirtildiği şekilde aynen açıklanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sadece katılanların beyanları esas alınarak karar verildiğine, tanık olmadığına, kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısımlarının çelişkili olduğuna, tahrik hükümlerinin uygulanmadığına, resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

1. Olay günü kaptanlığını temyiz dışı sanık Y.A.'nın yaptığı ve içinde sanık ...'in de bulunduğu yattan gelen gürültü üzerine sahil güvenlik komutanlığına bağlı zodyakla olay mahalline gelen görevlilerin uyarılarına aldırmayıp görevlileri tehdit ederek kaçan sanığın tüm dosya kapsamına göre üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.

2. Sanık savunması, şikayetçi, mağdur, katılan ve tanık O. E.'nin beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.

3. Olay yeri tutanağı dava dosyasında mevcuttur.

1. Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları kapsamında kaldığı, bu nedenle zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla Tebliğname'deki düşünceye iştirak edilmemiştir.

2. Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır. Ancak, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
"Sanık hakkında bozma öncesi verilen hükmün lehe temyiz edildiği ve bu hükümde sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının adli para cezasına çevrildiği gözetilmeden, incelemeye konu hükümde hapis cezasına karar verilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasında yer alan cezayı aleyhe değiştirme yasağına aykırı davranılması, "
Dışında kararda bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde 2 no'lu bentte açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılanmayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince kazanılmış hak nedeniyle, sonuç cezanın 21.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesine ve adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince birer ay arayla 4 eşit taksitte ödenmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.06.2024 tarihinde karar verildi.